Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 6. haftasında deplasmanda oynadığı Gaziantep FK maçını yöneten hakemlere yönelik yapılan açıklamada, “Türkiye’de hakemlerin adaletsizliği, bilinçli ya da bilinçsiz sistematik bir yozlaşmanın göstergesidir ve artık sabrımızı taşıracak seviyeye ulaşmıştır” denildi.
Trabzonspor Kulübü, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bu akşam Gaziantep FK ile oynadığımız maçta yaşananlar, Türk futbolunun içinde bulunduğu çürümüşlüğün ve keyfi yönetimin en bariz tezahürüdür. Hakem Volkan Bayarslan’ın futbolcumuz Simon Banza’nın net golünü VAR kararıyla iptal etmesi, kelimenin tam anlamıyla skandal ve futbolun ruhuna ihanettir. Pozisyon gözlerinin önünde gerçekleşmişken, böylesine bariz bir golü iptal etmek için VAR’a başvurmak, hakemlik mesleğini icra eden birinin ne denli yetersiz olduğunu ya da daha kötüsü ne kadar kasıtlı hareket ettiğini gösterir. Bu, sadece yanlış karar değil; futbolun emeğine ve izleyicisine hakarettir. Bayarslan’ın oyunun akışını sürekli durdurması, topun oyunda kaldığı süreyi bilinçli şekilde azaltması adeta futbolun özüyle alay etmektir. Türk futbolunun ruhu, böylesi ehliyetsiz ve taraflı hakemlik zihniyetinin elinde adeta can çekişmektedir. Ancak bu noktada sorumluluğu yalnızca bir hakemin omuzlarına yıkmak da yanlıştır. Asıl sorun; bu hakemleri görevlendiren, onların hatalarına defalarca göz yuman ve hiçbir şekilde hesap sormayan Merkez Hakem Kurulu’nun başarısızlığıdır. MHK’nın varoluş amacı; futbolun adaletini ve şeffaflığını sağlamak olmalıyken, bu amaca hizmet etmeyi reddetmeleri Türk futbolunun maruz kaldığı en büyük ihanettir. Bu sistem uzun zamandır köhnemiş, adaletin ve şeffaflığın işlemediği bir yapıya dönüşmüştür. Artık TFF’nin yapması gereken, kendi içinde radikal bir özeleştiri yaparak bu çürümüş düzeni reform etmektir. Hakemlerin birer adalet timsali olmaktan çıkıp, oyunun seyrini belirleyen iradesiz kuklalara dönüşmesine daha ne kadar göz yumulacak? Bu keyfiliğe, bu düzene, bu skandallara kim dur diyecek?” ifadelerini yer verildi.


Trabzonspor’dan hakemlere sert eleştiri
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

