Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Ağustos, 2017 13:18 tarihinde yayınlandı
0

Trabzonlu Öğretim Üyesi Medikar Hastanesinde Şifa Buldu

Özel Medikar Hastanesi şifa dağıtmaya devam ediyor. Gümüşhane Üniversitesi öğretim üyesi Osman Üçüncü 25 senedir  boyunda bulunan Glomus karotikum tümöründen arkadaşlarının tavsiye ile geldiği Özel Medikar Hastanesinde ameliyat olarak kurtuldu.

Boyun kısmında şişkinlik olan ve 25 senedir rahatsız olduğunu belirten Osman Üçüncü Özel Medikar Hastanesini arkadaşlarının tavsiye ettiğini belirterek”25 senedir boyun kısmında bir şişkinlik vardı, giderek bu şişkinlik büyüdü. Arkadaşlarım bana Karabük Özel Medikar hastanesini kalp ve damar cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Caner Arslan’ı tavsiye ettiler. Ben de memleketim Trabzon’dan kalkıp geldim. Muayene sonucu boynum da Glomus tümörü olduğu teşhisi konuldu. Başarılı bir  ameliyat geçirdim. Beni sağlığıma kavuşturan kalp ve damar cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Caner Arslan ve ekibine, kat hemşirelerine ve tüm Özel Medikar Hastanesi personeline teşekkür ederim. İyi ki böyle bir hastane ve hocaları var. Karabük halkı bunun kıymetini bilmeli” dedi.

Glomus karotikum tümörünün genellikle iyi huylu bir tümör olduğunu belirten Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Doç.Dr. Caner Arslan” Hastamız Trabzon ilinden boynunda artan bir şişkinlik rahatsızlığı nedeniyle gelerek, hastanemize başvurdu. Yapılan muayene sonunda bu tümörü belirledik ve kendisini ameliyata aldık. Başarılı bir ameliyat geçirdi

Şah damarı bölgesinde olduğu için tehlikeli bir ameliyat olduğunu belirten Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Doç.Dr. Caner Arslan” Bu tümör şah damarı olarak bilinen karotid arterin ikiye ayrıldığı çatal bölgede yerleşir. Hastalarımız boyunda uzun süredir var olan şişlik yakınmalarıyla sebebiyle gelirler ve büyümesinde yavaş olur. Bu hastamız da bu sebepten geldi. Ekibimle yaptığımız ameliyat sonrası Osman Üçüncü tümör ’den kurtuldu. “

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
corumda tarihe iz birakanlar sempozyumda anlatildi nORqKivY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Mayıs, 2026 20:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı

Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, “Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması, bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır” dedi.

Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde “1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar” başlıklı sempozyum düzenlendi. Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler, çok sayıda öğrenci katıldı.

“Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir”

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, “19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süregelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek, tarihi bir vebal ve sorumluluktur” dedi.

“Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor”

Tarihi Veli Paşa Hanı ile ilgili de bilgiler veren Işık, “Veliyyüddin Paşa, 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor, ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı, 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farkı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.

“Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır”

Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, “Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için ’Güzelce Müezzin’ diye de şöhret kazanmıştır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin