SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis, şu anda bulundukları konumda kalıcı olmanın, buraya gelmekten daha zor olduğunu söyledi.
Trendyol Süper Lig’in 14. haftasında Samsunspor, konuk ettiği Bodrum FK’yı 4-0 yendi. Samsunspor’da Teknik Direktör Thomas Reis maç sonu basın toplantısında karşılaşmayı değerlendirdi. Galip geldikleri için mutlu olduklarını ifade eden Reis, “İlk 20 dakikada takım olarak iyi bir performans sergiledik ve öne geçtik. Daha sonrasında bize bir rahatlama geldi. İlk yarının son dakikalarında gösterdiğimiz performans beni mutlu etmedi. İkinci yarıya güzel başladık. 2 tane net pozisyon kaçırdık ve bunlar futbolda var. Çok iyi defans yaptığımız için mutluyum. 3 puan aldık. Oyuncularımızın kart görmemiş olması bizim için önemli. Agresif oynamak bizim felsefemiz. Belki gelecek maçlarda cezalı düşecek oyuncularımız olabilir. Agresif oynamak istiyoruz. Gelecek hafta herhangi bir oyuncumuz cezalı durumda değil. Bu da bizi mutlu ediyor. Ligdeki ilk hedefimiz 42 puan. Şuan 29 puanımız var. Birinci hedefimize ulaşmamız için de 13 puan daha toplamamız gerekiyor. Her maç çok zor geçiyor. Biz de maçtan maça performansımızı artırarak devam etmemiz gerekiyor. Bu pozisyona gelmek çok zor oldu. Burada kalıcı olmak buraya gelmekten daha zor olacaktır. Eksik olduğumuz bazı maçlarda oyuncularımız oldu. Onlarda sıkıntılar yaşadığımızı gördük. Yedekten oyuna giren oyuncularımızın katkısı çok oldu. Bizim için sadece lig değil kupa da önemli. Oynayacağımız bütün maçları kazanmak istiyoruz. Ben kazanmayı seven bir insanım. Kaybetmeyi sevmiyorum. Antrenmanda oyuncularımın gösterecekleri performansa bağlı olarak belki oynamayan oyuncularımdan bazılarına şans verebilirim. Almanya ile Türkiye’deki kupa maçlarında fark var. Türkiye’de o hedefe ulaşabilmeniz için çok fazla maç kazanmanız gerekiyor” diye konuştu.


Thomas Reis: “Burada kalıcı olmak buraya gelmekten daha zor olacak”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

