Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Mayıs, 2019 13:32 tarihinde yayınlandı
0

TGK  18. Başkanlar Kurulu Sinop’ta toplandı

Karabük Gazeteciler Cemiyetinin içinde yer aldı Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun (TGK)  18. Başkanlar Kurulu toplantısı, 2-5 Mayıs tarihleri arasında Sinop’ta gerçekleştirildi. TGK Başkanlar Kurulu toplantısında, medya sektöründeki son gelişmeler, sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında, Sinop 15 Eylül Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde gerçekleşen ve 8 Gazeteciler Federasyonu ile 84 Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Temsilcisinin katıldığı toplantının ilk gününde Basın Etik Kuralları ve Basında Çoğulculuk Çalıştayı yapıldı.

Toplantının ikinci gününde ise, TGK 18. Başkanlar Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Divan Kurulu Başkanlığına TGK Genel Başkan Vekili Feridun Fazıl Özsoy, üyeliklere ise Karadeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Erdoğan Erişen ile TGK Genel Sekreteri Ergun Ata’nın seçildiği TGK 18. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda yaklaşık 200 basın mensubu hazır bulundu.

Toplantının açılışında konuşan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, basının demokrasinin gelişiminde oynadığı önemli role dikkat çekti. Konuşmasında, basın özgürlüğünün önemine değinen Genel Başkan Kolaylı, “Birleşmiş Milletler, 1993 yılında, 3 Mayıs’ı Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak ilan etti ve dünyaya bağımsız basının önemi için çağrıda bulundu. Bugün bu çağrıyı Sinop’tan tekrarlıyoruz. Ülkemizde bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler, meslektaşlarımızı baskı altına almaktadır. İfade ve basın özgürlüğü konusunda mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşıyoruz. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğünün temel gereklilik olduğunu hatırlatıyor, ülkemizde gerçek anlamda basın özgürlüğünün sağlanmasını bekliyoruz” dedi.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 18. Başkanlar Kurulu’na katılan çeşitli illerin Gazeteciler Cemiyeti ile basın meslek örgütü başkanlarının yaptığı konuşmaların ardından, sonuç bildirgesi hazırlandı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 18. Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde şu görüşlere yer verildi:

“Ülkemiz medya sektöründe yaşanan son gelişmelere baktığımızda, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, mesleki standartlardan basın ilanlarına ve basın kartlarına kadar bir dizi sorunun acil çözüm beklediği görülmektedir. Bu nedenle Türkiye genelindeki binlerce yerel gazete, televizyon, radyo ve internet sitesi ile bu medya kuruluşlarında görev yapan on binlerce basın çalışanı adına diyoruz ki;

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANMALI

Meslektaşlarımızın öncelikli sorunu, darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerdir. İfade ve basın özgürlüğü konusunda mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. Unutulmamalıdır ki; ifade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir. Bu nedenle, ülkemizde gerçek anlamda basın özgürlüğünün sağlanmasını bekliyor, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla bu önemli sorunun çözümlenmesini istiyoruz.

BASIN MESLEK YASASI ÇIKARILMALI

Gazetecilik/habercilik sektörü, kendine özgü bir basın meslek yasasına sahip değildir. Türk basını, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na ihtiyaç duymaktadır. Bu yasa, teknolojik gelişmeler ve internet haberciliği de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun çıkarılmalıdır. Siyasetçiler, bürokratlar, hukukçular ve en büyük medya örgütü olan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu temsilcilerinin katılımıyla çalışma grupları oluşturularak, ‘Gazetecilik Meslek Yasası ivedilikle ülkemize kazandırılmalıdır.

İNTERNET YAYINCILIĞI YASASINI BEKLİYOR

Teknolojinin hızla ilerlemesi ve internet ağının hemen hemen her noktaya ulaşması ile birlikte, dünyada olduğu gibi ülkemizde de internet haberciliği büyük bir gelişim göstermiştir. Sektörde istihdam sağlayan ve gazete ile televizyonlarla eşdeğer habercilik yapan kurumsal internet haber sitelerinin yanında, internet deyimiyle “kopyala yapıştır” kolaycılığından öteye gitmeyen haber siteleri yer almaktadır. Bu kapsamda internet medyasının gerek yayıncılık, gerekse devlet destekleri konusunda düzenlemeye ihtiyacı vardır. İstihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri desteklenmelidir. Bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız da, yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır.

YEREL MEDYAYA BİR DARBE DAHA

Yerel gazetelerin mali kayıp yaşamasına neden olan bir diğer gelişme;  İletişim Başkanlığı’nca yerel gazetelerin tüm sayfalarının gazeteler yayına çıkmadan önce kurumun internet sitesinde paylaşıma açılmasıdır.  Yürürlükteki Yönetmeliğin 7. Maddesinin (g) bendinde; süreli yayınların basılı nüshalarının gönderim süreleri ile elektronik ortamda iletim şartı düzenlenmiştir. Ayrıca, 8. Maddenin (b) bendinde de haber ve fotoğraf ajanslarının elektronik ortamda ürettikleri haber fotoğraflarının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na iletilmesi hükme bağlanmıştır. Özellikle yerel gazetelerin PDF nüshalarının Başkanlık internet sitesinde çevrimiçi kullanıma, üstelik de gazeteler bayi satışına ulaşmadan önce açılıyor olması, basın işletmelerini zor durumda bırakmaktadır. Ticarete konu olan bir alanda İletişim Başkanlığı’nın mevzuatı gereği elde ettiği verileri kullanıma açması sektörümüzde hak kaybına neden olmaktadır.  Son yapılan düzenleme ile “sayfa yayınlamama” seçeneği konulsa da; çoğu gazete bu butonun varlığının farkında değildir. Oysa yaygın gazeteler için böyle bir uygulama Başkanlıkça gerçekleştirilmemektedir.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak İletişim Başkanlığı’ndan bu sorunun çözümünü bekliyoruz.

BASIN KARTI KOMİSYONU DERHAL TOPLANMALI

Bilindiği gibi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile birlikte Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü kapatılarak görevleri Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan İletişim Başkanlığı’na devredilmiştir. Bu değişimin ardından, yaklaşık bir yıllık süre içinde özellikle basın kartları konusunda kelimenin tam anlamıyla belirsizlik yaşanmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 40. Maddesinde 2013 yılında yapılan değişiklikle, gazetecilerin erken emeklilik hakkından yararlanabilmeleri ancak basın kartı sahibi olmaları ile mümkündür. Ancak, İletişim Başkanlığınca yaklaşık bir yıldır başka bir belirsizliğin söz konusu olduğu basın kartı komisyonu toplanmadığından; meslektaşlarımız erken emeklilik için gerekli olan basın kartlarına kavuşamamakta, dolayısıyla yıpranmadan kaynaklanan erken emeklilik hakkını kazanamamaktadır. Beklentimiz, Basın Kartı Komisyonunda belirsizliğin ortadan kaldırılarak derhal toplantıya çağrılması ve meslektaşlarımızın daha fazla mağdur olmalarının önüne geçilmesidir.

KOMİSYON DEMOKRATİK YAPISINA KAVUŞTURULMALI

Basın Kartları Komisyonu’nun yapısını anti-demokratik hale getiren yönetmelik değişikliği, basın kartı konusunda olumsuz bir adımdır. Yeni yönetmelik, basın kartı komisyonunun oluşumunda tüm inisiyatifi İletişim Başkanına bırakmakta, mesleki temsil ve teamüller gözardı edilmektedir. Seçimle gelenlerin yerini atamayla belirlenen üyeler almaktadır. Komisyon, meslek temsilcilerinin yer aldığı demokratik bir yapıya zaman geçirilmeden kavuşturulmalıdır. Ayrıca basın kartlarının değişim sürecinde, kamuoyunda sarı basın kartı olarak oturmuş olan renk, mavi ile değiştirilmektedir.

BASIN KARTI SARI KALMALIDIR

Beklentimiz rengin eskisi gibi sarı olması ve kartlarda bulunan çiplerin tüm mahalli idarelerin sistemlerine tanıtılarak her il için ayrı kart çıkarılmasına gerek kalmadan kullanılabilmesinin sağlanmasıdır.

Sonuç olarak; Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nca defalarca dile getirdiğimiz sorunların zaman kaybedilmeden ele alınmasını ve çözülmesini bekliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin