ÇANKIRI Mart ayından itibaren larva mücadelesi çalışmalarına ağırlık veren Çankırı Belediyesi, yaz aylarının korkulu rüyası vektör ile ilgili en büyük mücadelenin bireysel mücadele olduğuna dikkatleri çekti. Çankırı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri halk sağlığını tehdit eden karasinek, sivrisinek gibi vektör canlılara karşı ilaçlama çalışmalarına başladı. Ekipler, tüm sulak alanları, su birikintileri, sinek üreme alanlarını (gübrelik, çöp konteynırları) belli periyotlarda ilaçlamaya devam ediyor. İnsan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen ilaçlar kullanan Belediye yetkilileri, iki ay içerisinde yaklaşık 100 noktada ilaçlama çalışmalarını gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında alanların sürekli takibi de yapılarak gübrelikler kontrol ediliyor ve vatandaşlar bilinçlendiriliyor. Çankırı-Merkez’de yaklaşık 2 bin çöp konteynırı bulunduran Belediye, evsel atıkların ve hayvan gübrelerinin açıkta bırakılmaması için gerekli bilgilendirmede bulunuyor. İnsan sağlığını tehdit etmemesi ve sinek ürememesi için çöp konteynırları, 20 günde bir Belediye ekiplerince ilaçlanarak dezenfekte ediliyor. Vatandaşlarda sinekle mücadele bilincinin oluşturulmasının önemine değinen Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, vektörle mücadelede vatandaşa da büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. Vatandaşların evsel atıklarını ağzı kapalı çöp torbalarına koyarak çöp konteynırlarına atmalarının mücadelenin en önemli parçası olduğunu dile getiren Başkan Dinç, larvaların üreme alanlarının kontrol altına alınarak çoğalmalarına engel olmak için çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Dinç, verimli bir sezon geçirebilmek için Çankırı’da yaşayan vatandaşlardan duyarlılık beklediklerini belirterek, “Evsel atıklarınızı açıkta bırakmayarak akıtmayan ve ağzı kapalı çöp poşetlerine koymanız şehrimizi güzelleştirmeye çalışan ekiplerimizin işini kolaylaştıracaktır. Ayrıca, hayvan besiciliği yapan vatandaşlarımızın da hayvan gübrelerini açıkta bırakmayarak üstünü kireçle kapatmaları sağlımız açısından büyük önem taşımaktadır. Şehrimizi sadece bizim temizlememiz yetmez. Vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli davranarak evlerinde gösterdikleri titizliği şehrimiz için de göstermelerini bekliyoruz. “dedi.


Temiz Bir Çankırı için Bireysel Mücadele Çağrısı
Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı
Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.
Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.
“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”
Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.
“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”
Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.


