Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Ağustos, 2023 15:26 tarihinde yayınlandı
0

Tavsiye üzerine geldiği MEDİKAR’da sağlığına kavuştu

İstanbul’dan tavsiye üzere Karabük’teki Özel Medikar Hastanesine gelen kalp hastası Hamiyet Bardak, gerçekleştirilen başarılı operasyonla yeniden sağlığına kavuştu.

İstanbul’da 2017 yılında kalp kapağı ameliyatı olan Hamiyet Bardak, bir süre sonra hareket etmekte zorlanmaya başlayınca hastaneye başvurdu. Yapılan kontrollerde Bardak’ın iki karıncık arasında delik tespit edildi. Üçüncü kez ameliyat olmasına karar verilen Bardak’a Karabük’teki Özel Medikar Hastanesinde görev yapan Prof. Dr. Caner Arslan tavsiye edildi.
Burada yapılan amliyatla Aort kapak ile birlikte hastanın çıkan aort damarı değiştirilirken iki karıncık arasında deliğinde kapatılması sağlandı.

Bardak, başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Ameliyat sonrası konuşan Hamiyet Bardak, “3. kez kalp kapak ameliyatı kararı verildikten sonra açıkçası çok tedirgin olduk ancak Caner hoca ile görüştükten sonra kendisine çok güvendik ve ikna olduk. Ameliyat olmak için Özel Medikar Hastanesine gitmeye karar verdik. Başta Caner Hoca ve ekibi olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ederiz” dedi.

Prof.Dr. Caner Arslan da “Hastamızı sağlıklı bir şekilde göndermenin mutluluğunu yaşıyoruz , tecrübeli Kalp ve Damar Cerrahi ekibimiz ve hastanemizin eksiksiz geniş imkânları sayesinde birçok kapsamlı Kalp Ameliyatlarını başarı ile gerçekleştirerek hastalarımızın sağlıklarına kavuşmalarına yardımcı olmaktan mutlu oluyoruz ” ifadelerine yer verdi.(Haber Merkezi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin