SAMSUN (İHA) – Samsun Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirası yaşatmak emeliyle Terme ilçesindeki tarihi Terme Yeni Cami’de başlattığı onarım çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. İmal tarihi 15’inci ile 18’inci yüzyıllar ortasına tarihlenen cami, özgün plan şemasına uygun biçimde tekrar hayat buluyor.
Geçmişte çeşitli ekleme ve tamirler yapılan cami, Büyükşehir Belediyesi’nin onarım süreciyle hem tarihi dokusunu koruyacak hem de ibadete uygun biçimde hizmet verecek biçimde yenileniyor. Onarım projesinde gerekli tüm teknik ihtiyaçlar yapıya entegre edilerek çalışmalar yürütülüyor.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun’umuzun tarihi, doğal ve kültürel zenginliğini koruyarak gelecek kuşaklara aktarmakla yükümlüyüz. Terme Yeni Cami’nin onarımını büyük bir titizlikle sürdürüyoruz. İnşallah tamamlandığında manevi atmosferiyle birlikte kültürel bir paha olarak da kentimize kazandırılacak" dedi.
Çalışmaların tamamlanmasının akabinde caminin, tarihi kimliği ve manevi atmosferiyle vatandaşlara uzun yıllar hizmet vermesi hedefleniyor.
Jeffrey Epstein Dosyası Üzerinden Pedofili: Psikolojik, Pedagojik ve Toplumsal Bir Çürüme Okuması
Son dönemde yeniden gündeme gelen Jeffrey Epstein dosyası, yalnızca bireysel bir suç hikayesi değil çocukların sistematik biçimde istismar edildiği, güç ve sessizliğin suçla birleştiği küresel bir ahlaki kırılmanın göstergesidir. Bu dosya, pedofiliyi yalnızca “sapmış bireylerin davranışı” olarak ele almanın ne denli yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Pedofili: Bir Cinsel Yönelim Değil, Psikiyatrik Bir Bozukluk
Pedofili, psikoloji literatüründe açıkça tanımlanmış bir parafilik bozukluktur. Çocuğun bedensel, duygusal ve zihinsel gelişimini hiçe sayan; rıza kavramını bilinçli olarak çarpıtan bu yapı, empati yoksunluğu, güç ihtiyacı ve kontrol dürtüsüyle beslenir.
Pedofilik bireylerde sıklıkla görülen ortak özellikler şunlardır:
Çocuğu “birey” değil, “nesne” olarak görme
Güçlü–zayıf dengesini istismar etme
Suçu rasyonalize eden bilişsel çarpıtmalar
Utançtan çok hak görme duygusu
Epstein dosyasında dikkat çeken nokta, bu patolojinin yalnızca bireysel değil, örgütlü ve korunmuş olmasıdır. Bu durum, psikolojik bozukluğun toplumsal sistemler tarafından nasıl görünmez kılınabildiğini göstermektedir.
Pedagojik Açıdan En Büyük Tahribat: Güven Duygusunun Yıkımı
Pedagoji, çocuğun dünyaya duyduğu temel güven üzerine inşa edilir. Oysa cinsel istismar, çocuğun yalnızca bedenine değil; zihnine, benlik algısına ve insanlığa dair inancına zarar verir.
Bu inanç, yalnızca bireysel bir travma değil, kuşaklar arası bir yaradır.
Epstein vakasının en ürkütücü yönlerinden biri, suçun uzun yıllar boyunca para, statü ve güç aracılığıyla örtbas edilebilmiş olmasıdır. Bu durum toplumda sessiz bir mesaj üretir:
“Güçlüysen, dokunulmazsın.”
Pedofiliye dair asıl ahlaki çöküş, suçun varlığı değil; suskunlukla normalleştirilmesidir. Medyada, dijital platformlarda ve popüler kültürde çocuk bedeninin nesneleştirilmesi; “özgürlük” söylemi altında sınırların belirsizleştirilmesi, toplumsal bağışıklığı zayıflatmaktadır.
Ahlak, yalnızca bireysel erdem değil; toplumsal bir koruma mekanizmasıdır. Bu mekanizma zayıfladığında, en savunmasız olan çocuklar hedef hâline gelir.
Ne Yapılmalı?
Pedofiliyi romantize eden ya da relativize eden tüm söylemler açık biçimde reddedilmelidir.
Çocuklara erken yaşta beden sınırları ve güvenli temas eğitimi verilmelidir.
Aileler, “ayıp” kavramı ile değil, açık iletişim ile çocuklarını korumalıdır.
Hukuk, psikoloji ve pedagojinin birlikte çalıştığı çok disiplinli koruma sistemleri güçlendirilmelidir.
Jeffrey Epstein dosyası bize şunu hatırlatıyor:
Bir toplum, çocuklarını ne kadar koruyorsa o kadar medenidir.
Sessizlik suç ortaklığına, görmezden gelmek ise travmanın sürekliliğine hizmet eder.
Pedofili, bireysel bir sapma değil; ahlaki, psikolojik ve pedagojik bir alarmdır.
Bu alarmı susturmak değil, ciddiyetle dinlemek zorundayız.