Tarihi camiler yıllara meydan okuyor - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Ekim, 2023 13:23 tarihinde yayınlandı
0
0

Tarihi camiler yıllara meydan okuyor

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki tarihi camiler, yüzyıllardır zamana meydan okuyor. Tarihi camiler yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor.
Arnavut kaldırımlı sokakları, Osmanlı döneminden kalma han, hamam, çeşme, köprü ve konaklarıyla “açık hava müzesini” andıran Safranbolu’da 32 tescilli cami yer alıyor. Dikkat çeken camilerin başında gelen Ulu Cami, Köprülü Mehmet Paşa Camsi, İzzet Mehmet Paşa Camii ve Kazdağlı Camii geçmişin izlerini bugünlere taşırken hem ibadet edenleri hem de yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Osmanlı dönemlerinde inşa edilen, asırlardır yaşanan birçok olaya rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi camiler, özellikleri, mimarileri, yapılış hikayeleri ve ihtişamlarıyla görenleri mest ediyor.
Öte yandan Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri çerçevesinde İlçe Müftülüğü tarafından tarihi camilerde temizlik ve hazırlık çalışmaları yapılırken, camiler gül suyu ile yıkandı. İlçe Müftüsü Aydın Bostancı, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığının talimatları ile bir dizi program
hazırladıklarını belirtti. Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı’nda stant açarak vatandaşlara lokma tatlısı ikram ettiklerini belirten Bostancı, lise ve ortaöğretim öğrencileri arasında Hz. Peygamber’i anlatan şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenlediklerini ifade etti. Safranbolu’nun camiler yönünden çok bereketli bir yer olduğunu aktaran Bostancı, “Özellikle ecdat yadigarı Tarihi Çarşı bölgesinde kalan camilerimiz var. Bu camilerimiz hem yerli halkın dikkatini çekiyor, ziyaretleriyle dolup taşıyor hem de dünya tarihine ışık tuttuğu için de bütün dünyadan insanların gelip görmek istediği, ziyaret etmek istediği camiler olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.

AW042777 05 scaled

Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesilesiyle tarihi camileri tekrar yeni baştan gözden geçirdiklerini ifade eden Bostancı, “Camilerimizin eksiği noksanı tamamlanıyor. Hafta vesilesiyle temizliği yapılıyor. Hatta bazı camilerimiz özellikle tarih camilerimiz gül sularıyla yıkanıyor, güzel kokar hale geliyor. Özellikle Safranbolu dediğimiz bölgede tarihi bölgede birkaç camimiz var ki bunları öne çıkıyor. Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Kazdağlı Camii, Eski Camii, Lütfiye Camii. Bunlar öne çıkan hem yerli hem yabancı turistlerin ziyaret ettiği ve ziyaret etmek istediği camiler. Köprülü Mehmet Paşa Cami’mizin bir özelliği bahçesinde muvakkıthanesi var. Yani günün belli saatinde, güneş ışığının yardımıyla namaz vakitlerinin tespit edildiği özel bir camimiz. Hala dimdik ayakta ve inşallah kıyamete kadar dimdik ayakta kalacak” dedi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay