Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel ile İstanbul'un Fethi ve Fatih - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Mayıs, 2014 13:02 tarihinde yayınlandı
0
0

Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel ile İstanbul’un Fethi ve Fatih

Üniversite Çevre ve Sağlık Kulübü, İşletme Kulübü ve Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Kulübünün ortaklaşa organize etmiş olduğu “Karabük Üniversitesi Sosyal Gelişim Zirvesi” 7. ve son etkinliği olan, Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel’ in katılımlarıyla “İstanbul’un Fethi ve Fatih” adlı söyleşisi gerçekleştirildi. Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal, Dekanlar, Müdürler, Akademik ve İdari Personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Çevre ve Sağlık Kulübü, İşletme Kulübü ve Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Kulübü’nün düzenlemiş olduğu Karabük Üniversitesi Sosyal Gelişim Zirvesi’nin son etkinliğinde Kulüp Başkanları teşekkür konuşmalarında; İşletme Kulübü Başkanı M. Enes Sayın; “Bizler, geçen senelere nazaran daha büyük değerler ortaya koymak için üç kulüp birleştik ve Sosyal Gelişim Zirvesi programını yapmaya karar verdik. Bu programı gerçekleştirirken bizlere katkı sağlayan başta Rektörümüz Prof. Dr. Burhanettin Uysal ve Karabük Üniversitesi çalışanları ve katılım sağlayan herkese çok teşekkür ederiz.” dedi. Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Kulübü Başkanı Recep Tornak; “Bu bir ekip çalışmasıdır. Bu ekibe katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. “dedi. Çevre ve Sağlık Kulübü Başkanı Kadir Bölük ; “Sosyal Gelişim Zirvesi Ekibimize katkı sağlayan herkese teşekkür ederim” dedi. Yoğun katılımın olduğu programda ilk olarak Tarihçi-Yazar Sayın Talha Uğurluel’in öz geçmişleri okundu. Sayın Uğurluel söyleşisine başlamadan önce : “Karabük’ten sürekli geçmekteyim. Bu nedenle üniversitenin de gelişimini takip etme fırsatım oldu. Önceleri Karabük Safranbolu adıyla tanınırken artık Üniversite Karabük’ün tanınırlığını artırdı. Rektör hocam çok güzel bir sürpriz yaptı. Benimde artık burada bir dikili ağacım var ve gerçekten bu sürpriz beni çok mutlu etti. Bence Karabük Üniversitesi bu değişim ve gelişimi ile iz bırakmakta ve bıraktırmaktadır.” dedi. Sunum eşliğinde yaptığı ‘İstanbul’un Fethi ve Fatih’ söyleşisinde Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel; “Bugüne kadar Fatih ve Fetih birçok şekilde anlatıldı bugün gerçekleriyle Fatih ve Fetih’i anlatacağım. İstanbul’u birçok padişah ve devletler kuşatmaya çalışmıştır fakat Fatih Sultan Mehmet Han’a nasip olmuştur. Dünyada İstanbul’un ismi kadar çok ismi olan bir şehir yoktur buda bence İstanbul’un bir o kadar zengin olduğunun göstergesidir. İstanbul birçok insanın hatta 70-80 yıldır İstanbul’da yaşayan bazılarının bile bilmediği, birçok insan da Haliç’i Boğaz’la karıştırabilmektedir. Gerçek ve tarihi İstanbul’un üç tarafı sularla çevriliydi, bir tarafında Marmara suları, diğer tarafında derin ve geniş bir hendek Haliç vardı, ağzı bir zincirle kapatıldığında yeryüzünün en aşılmaz engellerinden biri oluyordu ve kuşatılabilecek bir tek yer vardı: Yedikule, Edirnekapı arası. Bundan dolayı İstanbul alınamıyordu bir türlü. Bir insanı büyük yapan sadece yaptıkları değil aynı zamanda yapmayı hayal ettikleridir der bir düşünür. İşte Fatih Sultan Mehmet’in tarifi. O öyle bir şahsiyettir ki hem yaptıkları çok büyüktür hem de yapmayı arzu ettikleri. Avrupa’yı iki parmağı arasında oynatan, aslında beylikten yeni yeni devlet olan Osmanlı’yı İmparatorluk seviyesine çıkaran ve nice gaileyi kahve içme rahatlığında çözebilen bir insandır Fatih Sultan Mehmet. Bunda hem çevresinin, hem yetiştirilme tarzı ve ortamlarının hem de zekâsının büyük payı vardır. İstanbul’u öyle hassas bir ortamda fethedebilmek gerçekten kolay bir iş değildir. Aynı zamanda tam dibinde Trabzon Rum İmparatorluğu, yanında Akkoyunlu Sultanlığı, Memluküler ve seni yok etmek için nice planlar yapan haşin bir Avrupa. İşte tüm bu sıkıntıların üstesinden gelebilen kişi Fatih Sultan Mehmet’tir. O aynı zamanda tam bir eğitim insanıdır. Avrupa’nın nice kont ve düküne ait çocukları bir bir İstanbul’a getirtmiş ve Enderun’da itina ile okutmuştur. Asıl fetih şehri değil içerisindeki insanları fethetmektir. Bugünün gençleri o günün insanlarını görebilsin diye surların kapısına defnedilmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı camiye çeviriyor ama içindeki ikonlara dokunulmamıştır. Ayasofya’nın dışında günümüzde de hala haclar duruyor. Tarihi anlamamız için minyatürleri anlamamız gerekir. Fatih Sultan Mehmet’in 38 seferi vardır ve çok insan yetiştirmiştir. Dünya’da eşine az rastlanır bir liderdir. Fatih ve O’nun büyüklüğünü anlatmaya satırlar yetmez. Ne Fatih Sultan Mehmet’in ne de Yavuz Sultan Selim’in son seferlerini nereye yaptıkları bilinmez. Fatih Sultan Mehmet son seferinde Sarayburnu’ndan gemiye biner ve rahatsızlanır. Ölüm sebebi de hastalıktır.” Dedi ve Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel konuşmasını; “Sizler, bu bakışlarınızla O’nun yarım bıraktıklarını tamamlayacağız der gibi bakıyorsunuz.” Diyerek söyleşisini sonlandırdı. Söyleşinin sonunda Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal güzel anlatımları için Talha Uğurluel’e teşekkür ederek, günün anısına kendilerine Teşekkür Belgelerini ve hediyelerini takdim etti. Söyleşinin ardından Tarihçi-Yazar Talha Uğurluel izleyicilerin kitaplarını imzaladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
atik deriler yeniden ekonomiye kazandiriliyor cFu3Wvja
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Nisan, 2026 16:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Atık deriler yeniden ekonomiye kazandırılıyor

Samsun’da sıfır atık kapsamında, çöpe gitme aşamasındaki deri ürünler değerlendirilerek çanta, giysi ve aksesuara dönüştürülüyor.

İlkadım Belediyesi öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, İlkadım Halk Eğitim Merkezi usta öğreticisi Çiğdem Erdoğan, kursiyerleri ile birlikte eskimiş ve atık duruma gelmiş deri ürünlere yeniden değer kazandırıyor. Mont ve giysilerden elde edilen deriler, kurtarılabilecek durumdaysa yeniden giysiye; değilse çanta, kadın aksesuarı ya da süs eşyasına dönüştürülüyor. Deri ile diğer atık malzemelerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, hem şıklığı hem de kaliteyi yansıtırken israfın da önüne geçiyor.

Atık durumdaki deri malzemeleri değerlendirerek yeniden kullanıma sunduklarını belirten Çiğdem Erdoğan, “Ölmeye yüz tutmuş mesleklerden biri olan deri işlemeciliği, ilk çağlardan itibaren hayatımızda var. Sıfır Atık Projesi kapsamında biz de deri alanına katkı sunmak istedik. Kursiyerlerimizle birlikte parça derilerden günlük hayata uygun takılar, tokalar, giysiler, çantalar ve evde kullanılabilecek aksesuarlar ile tablolar ürettik. Deriyi, toz halinden ince ip formuna kadar farklı şekillerde değerlendirebiliyoruz. Dergi sayfalarından yararlanarak kalıplar oluşturduğumuz çantalar yaptık ve bu sayfaları deriyle bütünleştirdik. Eski deri ceketleri değerlendirdik. Kadınların giyim ve aksesuarda önem verdiği deri ürünlerle biz de katkı sunmak istedik” dedi.

“Deri nemden etkilenip tamamen dökülmediyse geri dönüştürülebilir”

Deri ürünlerin nemden etkilenmediği sürece geri dönüştürülebileceğini vurgulayan Erdoğan, “Geri dönüşümle yaptığımız çantaları daha önce bakanlıklara gönderdik ve çok beğenildi. Millet olarak el işçiliğine önem veriyoruz. Gönderdiğimiz kişilerden de olumlu geri dönüşler aldık. Önceden anneannelerimizin yaptığı ‘kırk yama’, günümüzde patchwork olarak bilinen teknikleri deride de uyguluyoruz. Yakaları çevirerek veya farklı aksesuarlarla değiştirerek yeni ürünler ortaya çıkarabiliyoruz. Mutlaka bir dönüşümü oluyor. Eğer deri nemden etkilenip tamamen dökülmemişse, bunu farklı aksesuarlara ya da tekrar giyilebilir ürünlere dönüştürebiliyoruz” diye konuştu.

Atık derilerden üretilen ürünler, vatandaşlar tarafından da ilgi ve beğeniyle karşılanıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin