Tapu işlemlerinin daha güvenli şekilde yapılması amacıyla, tapu müdürlüklerinde 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren eski tip nüfus cüzdanları ile işlem yapılamayacak.
Samsun Tapu ve Kadastro 10. Bölge Müdürü Yılmaz Uzun, eski tip kimliklerin 1 Ocak 2025’ten itibaren tapu müdürlüklerinde geçerli olmayacağını belirterek uyarılarda bulundu. Müdür Uzun, “Tapu sicilinin, devletin kusursuz sorumluluğu altında tutulması prensibiyle; hak sahipliğinin ve kişi kimlik bilgilerinin tespitinin daha güvenilir bir yöntemle yapılabilmesi için idaremizde Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarıyla (çipli kimlik kartı) Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi (EKDS) kullanılmaktadır. Bu kapsamda; tapu müdürlüklerimizde yapılacak işlemlerin daha sağlıklı, etkin ve güvenilir bir şekilde yapılabilmesi amacıyla, nüfus cüzdanı yerine çipli kimlik kartlarının kullanılması zorunlu hale getirilmiştir. Kimliğini yenilemeyen vatandaşlar, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren tapu müdürlüklerimizde herhangi bir işlem gerçekleştiremeyecektir. Milletvekilleri, yasama organı eski üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlara TBMM tarafından verilen kimlik belgelerinin ve avukat kimliklerinin tapu işlemlerinde kullanılmasına devam edilecektir. Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamamaları adına eski nüfus cüzdanlarını yeni kimlik kartları ile değiştirmeleri gerekmektedir” dedi.


Tapu müdürlüklerinde ’eski kimlik’ devri sona eriyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

