Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
20 Temmuz, 2017 10:32 tarihinde yayınlandı
0

Tankut: “10 numara için büyük bir uğraş veriyoruz” 

Kardemir Karabükspor Başkanı Ferudun Tankut: “Oturmuş bir takımımızın olması bizim için avantaj”
Kardemir Karabükspor Başkanı Hikmet Ferudun Tankut, geçen seneden oturmuş bir takımlar olduğunu söyleyerek, on numara konusunda 3 yadır yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydetti.
İkinci etap kamp çalışmalarını Slovenya’nın Maribor kentinde sürdüren Kardemir Karabükspor, sabah ve akşam olmak üzere günde çift idman ile yeni sezon hazırlıklarını yapıyor. Teknik Direktör Erkan Sözeri yönetiminde gerçekleştirilen antrenmanda koşu ve istasyon çalışması gerçekleştiren kırmızı-mavili ekip, daha sonra pas çalışmasının ardından yarım saha çift kale maç yaptı.
Futbol Şube sorumlusu Tolga Gül ile birlikte takımın idmanını takip eden kulüp başkanı Hikmet Ferudun Tankut, kazasız, belasız, sağlıklı ve güzel bir kamp geçirmeyi dileyerek, “Burada önemli olan, hazırlık maçlarında takımı yakından göreceğiz. 10 numara çalışmalarımız devam ediyor. Maliyetler çok yüksek. İstediğimiz futbolcuyu istediğimiz rakamlara getirmek için büyük uğraş veriyoruz. Yaklaşık 3 aydır bu konuda çalışıyoruz. Birçok oyuncu takibimizde ve daha net bir karar veremedik. İyi bir 10 numara almak istiyoruz. Kamp sürecini iyi geçirip ardından Ankara’da TSYD Kupası’nın ardından lig başlayacak. Bu sezon ligin çok zorlu olacağını biliyoruz. Bizim bir avantajımız, geçen seneden kalma oturmuş bir takımımız var. Bu oturmuş takımımızın geçen sezon ligi bitirdiği yerin üstünde bitirmesi bizim için büyük başarı olur” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin