Sümela Manastırı’nda 10. ayin - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Ağustos, 2023 20:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Sümela Manastırı’nda 10. ayin

Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’nde bulunan tarihi Sümela Manastırı’nda Ortodoks Hristiyanlarca ’Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü’ olarak kutsal kabul edilen 15 Ağustos gününde ayin gerçekleştirildi. 2010 yılından bu yana 10. sefer gerçekleştirilen ayini Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti.

Ayin nedeniyle saat 08.00’dan sonra Maçka’dan manastır yoluna araç geçişlerine müsaade verilmezken, Sümela’ya da ayine geleceklerin dışında ziyaretçi kabul edilmedi. Fener Rum Patriği Bartholomeos, manastıra gelişinde birinci olarak ayine katılanları selamladı. Ayine Yunanistan, Rusya ve Gürcistan’dan gelen 350’ye yakın kişi katılırken, Trabzonspor’un Yunan futbolcuları Bakasetas ve Kourbelis de ayine katılanlar ortasında yer aldı. Patrik, daha sonra hazırlık için kendisine ayrılan kısma geçerek ayin için üzerini değiştirdi ve ilahiler eşliğinde ayinin yapılacağı avluya gelerek ayini yönetti. Ayin yaklaşık 1,5 saat sürdü.

88 yıl ortadan sonra birinci defa 15 Ağustos 2010’dan itibaren yılda bir kere bir günlüğüne Hristiyan Ortodokslar’ın Sümela Manastırı’nda ayin yapmasına müsaade verilmesinin akabinde kaya düşme riskine karşı 22 Eylül 2015 ziyarete kapatılan ve onarıma alınan Sümela Manastırı’nda 2015 yılından sonra 4 yıl ayine orta verilmişti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…