Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Haziran, 2024 04:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

“Sosyal medyadan yatırım yaparak para kazanabilirsiniz” diyerek 30 milyon TL dolandırdılar

Sosyal medya üzerinden yatırım yaparak para kazanma vaadiyle reklam verilmek sureti sonrasında whatsapp ve telegram gibi uygulamalar üzerinden 18 ilde 34 kişiyi 30 milyon lira dolandırdığı belirlenen 10 şahıstan 8’i tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya üzerinden kendisine ulaşan “yatırım yaparak para kazanabilirsiniz" şeklinde vaatte bulunan ve verilen reklam üzerinden Whatsapp ve Telegram gibi sosyal ağlar üzerinden vatandaşlarla irtibata geçerek 360 bin TL dolandırıldığı iddiası ile başvuran vatandaşın ihbarı doğrultusunda çalışma başlattı.
Siber Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerince müşterek yürütülen 9 aylık planlı ve teknik çalışma neticesinde şüpheli şahısların sosyal medya üzerinden yatırım yaparak para kazanma vaadiyle reklam vererek, sonrasında Whatsapp ve Telegram gibi uygulamalar üzerinden vatandaşla ile irtibata geçip bu yöntemle dolandırdıklarını ve bu şekilde elde ettikleri suç gelirlerini kripto varlık satın alarak kripto borsasında aklamaya çalıştıklarını tespit etti.
9 ay süren planlı ve teknik çalışma sonrası tespit edilen 10 şüpheliyi yakalamak için Karabük Emniyet Müdürlüğü ekipleri Karabük merkezli Ankara ve Adana illerinde eş zamanlı operasyon yaptı. Operasyon kapsamında Adana’da 5 ve Ankara’da da 2 kişi gözaltına alınırken, bir kişinin yurt dışında olduğunu 2 kişin de cezaevinde olduğunu tespit etti.
Şüpheli şahısların bu yöntemle Karabük dahil olmak üzere 18 ilde toplamda 34 kişiyi dolandırarak yaklaşık 30 milyon TL haksız kazanç elde ettikleri belirlendi. Karabük Emniyet Müdürlüğü’ne getirilerek sorgusu yapılan bir şahıs ifadesinin ardından serbest bırakılırken, 6 kişi ise sorgularının ardından Adliyeye sevk edildi.
Savcılıkça ifadeleri alınan 6 şüpheli daha sonra "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (TCK.158/1-f)" suçu kapsamında tutuklanma istemiyle sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak Karabük T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.