karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Karabük Postası tarafından
15 Ağustos, 2014 15:28 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Sokakta Kalan Laz Ziya’nın Ağabeyi İsyan Etti

Karabük’te sokaklarda yaşayan Laz Ziya’nın ağabeyi Hamdi Tasalı, polis ve zabıta tarafından kaldırılmak istenen barakasını parçaladı. Şehir merkezinde bulunan tren yolu geçidinin yanındaki alana tekerlekli baraka kuran Hamdi Tasalı, polis ve zabıtanın kulübeyi kaldırmasını istemesi üzerine isyan etti. Aylardır sokakta yattığını ve yatacak yerinin olmadığını savunan Tasalı, duruma tepki göstererek barakayı parçaladı. Daha sonra yorgan ve çantasının üzerine oturan Tasalı, zabıta ekiplerinin barakanın enkazını toplamasını seyretti. Hamdi Tasalı daha sonra eşyalarını da alarak Karabük Belediyesi’nin yolunu tuttu. Tasalı, Zabıta Müdürü Sedat Köse’nin yanına gidip kendisine kalacak yer gösterilmesini istedi. 10-11 sene cezaevinde yattığını ve çıktıktan sonra Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığına kadar dilekçe verilmedik kurum kalmadığını söyleyen Hamdi Tasalı, “Hala sokakta yatırıyorum. 4 ay yine cezaevinde kaldıktan sonra çıktım. Belediyeye, valiliğe, karakola kadar uğramadığım hiçbir yer kalmadı ve hala sokakta yatıyorum. Bugün Iraklılar, Suriyeliler ülkemize gelerek yerleşti. Ben de bu ülkenin insanıyım. Türk bayrağını seviyorum; göğsümde, başımda taşıyorum” dedi. "KARDEŞİMİN SIKINTISINI HALA YAŞIYORUM" "Kardeşim Laz Ziya birisini öldürdü, bütün dünya ayağa kalktı" diyen Hamdi Tasalı, “İlla ben de mi birini öldürmek zorundayım? Cezaevine mi gireyim, dağa mı çıkayım? Başbakan, Cumhurbaşkanı bağırıyor, 'Dağdan inin' diye. Ben dağa mı çıkayım? Valiyi arıyorum bulamıyorum, belediye başkanını arıyorum bulamıyorum. Ne yapmam lazım benim? Bu ülkeyi yöneten herkese sesleniyorum, beni illa katil mi yapmak istiyorsunuz, dağa mı çıkayım? Sadece barınacak, karnımı doyuracak bir yer istiyorum. Para, pul istemem. Kardeşimin sıkıntısını hala yaşıyorum. O da müebbet hapis cezası aldı. Neyin ne olduğu belirsiz. Herkes bir şekilde bir şeyler konuşuyor. Ben bayrağımı seviyorum. Sokakta yatarız zabıta kaldırır, dere kenarına gitsem su işler, yola gitsem Karayolu kaldırır. Cumhurbaşkanlığından yazım geldi köy hizmetlerine girmem için ama yine giremedim. Çözüm olmazsa Ankara’ya yürüyeceğim. Bu sefer ABD Büyükelçiliğine yürüyeceğim, belki onlar bir çare bulur bana” ifadelerini kullandı. Zabıta Müdürü Köse ise, Hamdi Tasalı’nın sosyal güvencesi ve kalacak yeri olmadığına dair resmi bir yazı yazarak zabıta ekipleri ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne gönderdi.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin