Trabzonspor’da Simon Banza, Konyaspor karşısında alınan galibiyet sonrası açıklamalarda bulundu.
Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında konuk ettiği Konyaspor’u 3-2 mağlup etti. Bordo-mavililerin galibiyetinde 2 gole imzasını atan Simon Banza, müsabakanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. 3 puanın çok önemli olduğunu belirten Banza, “Bugün bizim için 3 puan almak çok önemliydi. Taraftarlarımız adına o gülücüğü onlara vermek çok önemliydi. Bildiğiniz gibi ben de takım için elimden geleni yapmak istiyorum. Gol sevincim film karakteri Joker’den geliyor. Bugün aslında hem kendi adıma hem de takım adına iyi bir mücadele oldu. Önümüzdeki hafta da yine zor bir maç oynayacağız. İyi bir takıma oynadık ama önümüzdeki hafta yine zor bir takıma karşı oynayacağız. Trabzonspor en iyi ve en rahat olabileceği şekilde mücadele verebilmek için hazırlanıyor. Ama tabi ki bu aslında süreç gerektiren, zaman gerektiren bir durum. Biz de bu zamanı daha verimli kullandıkça birbirimizi daha fazla, hocamız takımı, takım da hocamızı daha da fazla tanıma fırsatı bulacak. Trabzonspor büyük bir takım, büyük bir camia. Dolayısıyla her maçı kazanmaya çalışıyor. Biz de bu galibiyeti Trabzonspor’a armağan ettiğimiz için çok mutluyuz” dedi.
Galatasaray’ın golcüleri Mauro Icardi ve Victor Osimhen ile ilgili gelen soru üzerine de değerlendirmelerde bulunan 28 yaşındaki forvet, “Türkiye’de lig en üst seviyede oynanıyor. Üst düzey liglerden birisi. Dolayısıyla mücadele olacak. Biz de santrfor olarak gol atmaya ve kazandırmaya çalışacağız. Tabii ki her maça çıkınca en iyi mücadeleyi vermeye çalışacağız. Herkes takımını en yukarıda tutabilmek için mücadele ediyor” ifadelerini kullandı.


Simon Banza: “Bizim için bugün 3 puan almak çok önemliydi”
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay


