karabuk
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:38
Yatsı 19:58
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Ekim, 2024 10:51 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 4dk
Yorum: 0

Şiddet İçeren Bir Toplumda Psikolojik İyi Oluş Beklenemez!

Kendilerini "incel" olarak tanımlayan bazı erkeklerin, kadınları romantik veya cinsel anlamda ulaşılmaz olarak görmeleri sonucunda kadınlara yönelik nefret ve düşmanlık geliştirdiklerini ifade eden uzmanlar, bu düşmanlığın, çevrimiçi taciz, tehdit, hatta fiziksel şiddet ve terör eylemlerine kadar varabildiğini söylüyor. Kendilerini “incel” olarak tanımlayan bazı erkeklerin, kadınları romantik veya cinsel anlamda ulaşılmaz olarak görmeleri sonucunda kadınlara yönelik nefret ve düşmanlık geliştirdiklerini ifade eden uzmanlar, bu düşmanlığın, çevrimiçi taciz, tehdit, hatta fiziksel şiddet ve terör eylemlerine kadar varabildiğini söylüyor. “İncel” şiddetinin özellikle sosyal medya ve çevrimiçi platformlarda kadınları hedef aldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kadınların şiddete yönelik eğilimlerin belirtilerini tanımaları önemlidir. Önyargılı cinsiyetçi söylemler, kadınları aşağılayan ifadeler veya kadınların toplumsal rollerine dair olumsuz inançlar gibi işaretlere dikkat edilmelidir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, son dönemde dikkat çeken “incel” (zorunlu bekar) topluluğunun kadınlara yönelik şiddet eğilimleri ve bu eğilimlerin kadın-erkek ilişkileri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Kadınlara yönelik nefret ve düşmanlık geliştiriyorlar Kendilerini “incel” olarak tanımlayan bazı erkeklerin, kadınları romantik veya cinsel anlamda ulaşılmaz olarak görmeleri sonucunda kadınlara yönelik nefret ve düşmanlık geliştirdiklerini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu düşmanlık, çevrimiçi taciz, tehdit, hatta fiziksel şiddet ve terör eylemlerine kadar varabilmektedir. İncel ideolojisi, kadınların erkekler üzerinde haksız bir güç sahibi olduğunu ve erkeklerin sosyal olarak dışlandığını savunan cinsiyetçi bir yaklaşım sergiler. Bu anlayış, çevrimiçi platformlarda giderek daha yaygın hale gelmekte ve tehlikeli bir etki yaratmaktadır.” dedi. Kadınlar ‘İncel’ şiddeti ile karşı karşıya mı? “İncel” şiddetinin özellikle sosyal medya ve çevrimiçi platformlarda kadınları hedef aldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kadınlar, incel topluluklarının yoğun olarak bulunduğu çevrimiçi ortamlarda taciz, tehdit ve aşağılanmaya maruz kalıyor. Bu tehditler sadece çevrimiçi ortamda kalmayıp fiziksel saldırılara da dönüşebilir. İncel ideolojisi, kadınların özgürce seçim yapma haklarına doğrudan saldırıda bulunarak kadınlar üzerinde korku ve güvensizlik yaratır.” diye konuştu. Romantik ilişkilerde kadınların güven duygusunu zedeliyor “İncel” şiddetinin romantik ilişkilerde kadınların güven duygusunu zedeleyebildiğini de söyleyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sosyal medyada ve hatta gerçek hayatta giderek daha görünür hale gelmesi, kadınlarda potansiyel partnerlerin şiddet yatkınlığına sahip olabileceği endişesini yaratabilir. Bu da kadınların yeni ilişkiler kurarken daha temkinli davranmasına, karşısındaki kişiyi güven problemi nedeniyle daha uzun süre gözlemlemesine ve genel olarak ilişkilerde daha fazla güvensizlik yaşamasına neden olabilir. Temkinli olmak oldukça önemlidir fakat bu durum temkinin ötesine geçtiği noktada psikolojik bir hastalık haline gelebilir.” şeklinde konuştu. Kadınların şiddete yönelik eğilimlerin belirtilerini tanımaları önemli! “Kadınların şiddete yönelik eğilimlerin belirtilerini tanımaları önemlidir. Önyargılı cinsiyetçi söylemler, kadınları aşağılayan ifadeler veya kadınların toplumsal rollerine dair olumsuz inançlar gibi işaretlere dikkat edilmelidir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti: “Güvenli bir ilişki kurmanın anahtarı olan iletişim, şeffaflık ve empati eksikliğini fark etmek de kadınlara yardımcı olabilir. Fakat elbette bunlarla bitmez, güvensiz ortamlardan tanışmak ciddi bir risk faktörü olabilir.” Toplum genelinde kadına yönelik şiddet ve taciz gibi cinsiyetçi akımlar… “İncel” hareketinin kadınlara yönelik şiddeti ve düşmanlığı meşrulaştırarak toplumsal cinsiyet ilişkilerini olumsuz etkilediğini de ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde kontrol sağlamaya yönelik bir motivasyonla yaklaşmalarına ve kadınları daha az değerli bir konuma koymalarına neden olabilir. Toplum genelinde kadına yönelik şiddet ve taciz gibi cinsiyetçi akımlarla daha yaygın hale geldikçe, kadın-erkek ilişkilerinde eşitlik ve güven duygusu zayıflar. İlişkiler çatışma noktası haline gelebilir.” dedi. “İncel” hareketine kapılmış erkeklerin, kadınlarla empati kurması için neler yapılmalı? “İncel” hareketine kapılmış erkeklerin, kadınlarla empati kurma yeteneklerini geliştirmeleri için neler yapılması gerektiğine de dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti: “Bu tür bireyler için empati geliştirme, ilk etapta farkındalık yaratmakla başlar. Bu kişilerde değişimi teşvik etmek için psikiyatrik tedavi ardından psikolojik eğitim, iletişim becerileri ve duygusal farkındalık çalışmaları yapılabilir. Ayrıca, okullarda ve üniversitelerde sağlıklı ilişkiler üzerine eğitim programları düzenlenmesi, şiddet etkisine maruz kalan kişilerin süreci anlamaya yönelik empati becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. Gruplar halinde yürütülen farkındalık çalışmaları ve çevrimiçi destek programları da bu konuda faydalı olabilir. Böyle bir süreçte durum ciddiye alınmalı ve bir psikiyatri hekimi ve psikolog eşliğinde ciddi bir tedavi süreci yürütülmelidir.” “İncel” şiddetinin etkilerini önlemek için neler yapılmalı? Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İncel” şiddetinin etkilerini önlemek için öncelikle durumun ciddiyetinin üzerinde durulması gerektiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumun tüm kesimlerinin katılımını sağlayacak eğitim projeleri geliştirilmeli, özellikle genç bireylerin sağlıklı ilişki dinamikleri hakkında bilinçlenmesi sağlanmalıdır. Okul müfredatlarına eklenebilecek toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri, empati geliştirme çalışmaları, sağlıklı iletişim becerileri gibi konularda bilinçlendirme yapılabilir. Çevrimiçi platformlarda sosyal medya kampanyaları başlatarak, şiddet içeren ve cinsiyetçi ideolojiler konusunda farkındalık yaratmak, toplumun farklı kesimlerine ulaşma noktasında etkili bir adım olabilir. Bu içeriklerin olduğu sosyal medyalara ağır yaptırımlar uygulanması da oldukça önemlidir.” “Şiddet olan bir toplumda içsel çürüme başlamış demektedir” Aileler, eğitimciler ve medyanın iş birliğiyle geliştirilecek projelerle toplum genelinde daha sağlıklı kadın-erkek ilişkilerinin desteklenmesi gerektiğini de kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı: “Şiddet olan bir toplumda içsel çürüme başlamış demektedir. Şiddet içeren bir toplumda psikolojik iyi oluş beklenemez. Bu çerçevede, toplumsal eğitim ve farkındalık programlarının yanı sıra, kadınların güvenliğine ve cinsiyet eşitliğine katkı sağlayacak projeler geliştirilmesi için daha fazla iş birliği yapılabilir. Güvenlik önlemleri alınabilir. Güvensiz- belirsiz ortamda olmak psikolojik rahatsızlıkların asıl sebebidir.”  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
22 Şubat, 2026 14:18 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

EMEKLİLİK SİSTEMİNİN AYARLARI İLE NEDEN OYNANDI ?

Son günlerde, emeklilik sisteminin değişeceği ile ilgili haberler arttı.

Prim gün sayısının ve ödenen prim miktarının esas alınacağı ve buna göre bir düzenleme yapılacağı konuşuluyor.
Emeklilik sistemi zaten bu esas üzerine inşa edilmişti. Sistemin bir matematiği vardı. Hakkaniyetli ve adaletli bir denge kurulmuştu.
SGK uzmanları kılı kırk yararak, bu sistemi titizlikle koruyordu.

Sosyal Güvenlik Sistemi son 15 -20 yılda; matematiğe, akla, mantığa, adalete, hakkaniyete uymayan bir biçimde yerle yeksan edildi.
Ne ödenen primin rakamsal değerinin, nede prim gün sayısının bir önemi kaldı.
3600 gün tabandan prim ödeyenle, 9000 gün tavandan prim ödeyenlerin emekli maaşları neredeyse eşitlendi.
Yüksek gün sayısı ve yüksek prim miktarı ile emekli olan bir vatandaş; emekli olduğu dönemde, haklı olarak asgari ücretin, yada en düşük emekli maaşının üç dört katı maaş alırken, bugün bu makas kapandı.

Sistemdeki bozulmanın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

  • En düşük emekli maaşına ve asgari ücrete yapılan zam aynı yüzde ile diğer emeklilerin maaşlarına yansıtılmadı.
  • 2008 yılında aylık bağlama oranı reform adı altında yüzde 70 lerden yüzde 30 lara düşürüldü.
  • İşçi Emeklisi ile Emekli Sandığı emeklileri arasında ayrım yapıldı. Aynı marketten, aynı kasaptan, aynı pazardan alış veriş yapan insanlara aynı zam uygulanmadı birine %12 verilirken, diğerine %18 verildi.
  • Zamlar TÜİK in malûm enflasyon hesabı baz alınarak yapıldı.
  • EYT ile sisteme 4 milyon daha emekli dahil edildi.

EMEKLİLİK SİSTEMİNİ ÖZÜNE DÖNDÜRECEK BİR İYİLEŞTİRMENİN GERİYE DÖNÜK OLARAK UYGULANMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR.

Emeklilerin bayram ikramiyelerine yapılacak olan bin yada 2 bin liralık bir artışın bile ince ince hesabı yapılıyor.
Prim gün sayısı ve primin rakamsal büyüklüğü üzerinden maaşların geriye dönük olarak yeniden düzenlenmesi bütçeye büyük bir yük getirecektir. Bu yük göze alınamadığı için sistemin ayarları bozulmuştu.
2008 yılında aylık bağlama oranı düşürülmeseydi, emekliler şu anda mevcut maaşlarının 2-3 katı maaş alacaklardı. Ekonominin bugün geldiği noktada maaşların ödenmesi imkansız hale gelecekti. Bunu öngördükleri için taa 18 yıl önce aylık bağlama oranını düşürdüler.

2018 YILINDA ASGARİ ÜCRET 1603 TL İKEN EMEKLİLERİN BAYRAM İKRAMİYESİ 1000 TL İDİ.

2018 yılında 1.000 TL olan bayram ikramiyesi o dönemki net asgari ücretin yüzde 62,36’sına denk geliyordu. Bugün 28.075 TL olan asgari ücrete göre ikramiyenin 17.500 TL olması gerekiyor. Şimdi 5 bin mi olsun 6 bin mi olsun hesabı yapılıyor.

Bu tür iyileştirme söylentileri tepkiler karşısında kamuoyunun gazını almaya yöneliktir.

Hic umutlanmaya gerek yok. Emekli aylığı hesaplama sistemindeki olası değişiklikler sadece yeni emekli olacakları kapsayacaktır. Mevcut emekliler için ciddi bir "intibak düzenlemesi" gerekiyor. Kısa vadede böyle bir maliyeti ekonomi yönetiminin üstlenmeyeceği gerçeği ortada.

2026 Temmuz ayında da ilave bir artış sinyali bulunmuyor ve benzer bir uygulama ile milyonlarca emekli enflasyona ezdirilmeye devam edilecek.
Seçim öncesi belki, bir parmak bal misali bir ilave zam olabilir. Daha önce örneklerini gördüğümüz gibi, o'da seçim sonrası zamlarla geri alınır.

Sayıları 17 milyona dayanan bu sessiz çoğunluğu ne yazık ki çok daha zor günler bekliyor.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.