Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Ağustos, 2023 10:31 tarihinde yayınlandı
0

Sıcaklarda cep telefonunuzu uzun süre şarjda bırakmayın

Aşırı sıcak havada cep telefonlarının uzun süreli şarjda bırakılmaması konusunda uyarılarda bulunan telefon tamircileri, sahte bataryalara karşı da vatandaşları uyardı.

Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle cep telefonlarının bataryalarının ısınması bazı problemlere neden olabiliyor. En çok meydana gelen problemlerden biri olarak kaynaklı şarj entegrelerinin bozulması göze çarpıyor. Cep telefonlarının bataryalarını şarj edildikten sonra fazla sürede prizde bırakmak şişmeden kaynaklı cihazın ömrünü kısaltabiliyor. Cep telefon tamircileri sıcak havalarda cep telefonlarının şarjda uzun saatlerde kalmaması gerektiğini tavsiye ederken, sahte bataryalara karşı da uyarılarda bulundu.

 

Erzincan’da cep telefon tamirciliği yapan Murat Koç, sıcak aylarda telefon bataryalarının aşırı ısınmasından dolayı cihazda da ısınma problemi yaşandığına dikkat çekti. Tamirci Koç, telefonlarda sahte bataryaların kullanılmasını önermediklerini belirterek şunları ifade etti:

 

“Yaz dönemlerinde bataryalar çok fazla ısındığı için aynı zamanda telefonlar da ısınıyor, bunlarla birlikte batarya şişiyor ve bazı problemler oluyor. Yaz döneminde telefonlarda en çok sıcaklıklardan kaynaklı şarj entegreleri bozuluyor. Bu da aynı şekilde bataryayla bağlantılı bir durum. Sahte bataryalarda aslında çok fazla patlama meydana gelmiyor. Ama çabuk şişebiliyorlar, telefon ömrünü kısaltabiliyorlar ve cihaz verimini düşürebiliyorlar. Dolayısıyla sahte bataryalar pek önerilmiyor. Piyasada bazı kaliteli markalar var, daha çok onlar tercih edilebiliyor. Normal esnaf telefoncularda her modelin orijinal telefon bataryası bulunamayabiliyor. Bazı modellerin bataryaları sadece teknik servisinde bulunuyor. Ondan dolayı piyasadaki çeşitli kaliteli markalar kullanılıyor. Bu markaları öneriyoruz, onları kullanıyoruz ama A kalite batarya diye de zaten belirtiyoruz. Kaliteli de olsa yan sanayi olduğunu açıkça söylüyoruz. Bizim gibi esnaflarda vatandaşlar telefonlarını batarya değişimi için verdikleri zaman 1 saat sonra geri alabiliyor. Servislerde her zaman her modelin parçaları bulunamadığı için 1 hafta, 10 gün ya da yasal süreçte 1 ay şeklinde bir zaman verebiliyor. Teknik servisler de bazı işlemler geciktiğinden ve biz daha kolay erişilebilir olduğumuz insanlar yine daha çok bizi tercih ediyor. Vatandaşlar yaz döneminde telefonlarını özellikle fazla şarjda tutmamaya dikkat etmeliler. Çünkü şarj esnasında telefon ısınır. O yüzden batarya dolduğu zaman fiş çekilmeli. Böylelikle hem telefonun hem de pilin ömrü daha uzun olur. Ayrıca hiçbir cihaz güneşe maruz kalmamalı.”  (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay