Sıcak ülkelerin meyvelerini Tokat’ta yetiştiriyor - Karabük Haber Postası
sicak ulkelerin meyvelerini tokatta yetistiriyor TwMq83G7 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Eylül, 2024 00:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Sıcak ülkelerin meyvelerini Tokat’ta yetiştiriyor

Emekli Ziraat Teknikeri Mahmut Çelik, iklim değişikliğine uyum sağlayarak Tokat’ta tropik meyve üretimine başladı.

30 yıl Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Ziraat Teknikeri olarak görev yapan 54 yaşındaki Mahmut Çelik, 2019 yılında emekli olduktan sonra memleketi Tokat’a dönmeye karar verdi. Babadan kalma 2 dönümlük arazide tropik meyve ve sebze yetiştirmeye başlayan Çelik, görev süresince edindiği bilgi ve deneyimleri bu arazide uygulayarak Tokat’ta tarıma yeni bir soluk getirdi. İklim değişikliğinin etkilerini gözlemleyen Mahmut Çelik, artan hava sıcaklıkları nedeniyle normal şartlarda sıcak bölgelerde yetişen tropik meyvelere yöneldi. 15’ten fazla yurt dışı menşeili tropikal ürün yetiştirdiğini belirten Çelik, aralarında Peru kökenli Pepino, Amerikan Atlantis fasulyesi, Kudret narı ve Japon turpunun bulunduğu birçok ürünü Tokat’ta başarıyla yetiştirdiğini dile getirdi.

“İklim değişikliği ürün çeşidini değiştirdi”

Tropikal meyvelerin rahatlıkla Tokat’ta yetişebildiğini belirten Çelik, “Dünyadaki ısınma nedeniyle tropik meyveler artık Tokat’ta da rahatça yetişiyor. Eskiden mümkün olmayan bitkiler şimdi verimli bir şekilde ürün veriyor” diyerek iklim değişikliğinin bölgedeki tarım üzerindeki etkisini vurguladı.

Son yıllarda tropik ürünlerden yüksek verim aldığını ifade eden Çelik, Pepino ve Kudret narı gibi ürünlerden bu sezon beklentisinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Çelik, bu yıl Pepino’dan yaklaşık 750 kilo, Kudret narından ise 150 kilo hasat etmeyi planladığını belirtti. Ürünlerinin hem Tokat’a hem de ülke tarımına ekonomik katkı sağladığını vurgulayan Çelik, Kudret narının bu yılki hasadından toplamda 10 bin lira gelir elde etmeyi hedefliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay