Siberağ-2 Operasyonu Kapsamında Karabük’te Siber Suçlarla Mücadele - Karabük Haber Postası
82 jpg
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
26 Temmuz, 2024 10:56 tarihinde yayınlandı
0
0

Siberağ-2 Operasyonu Kapsamında Karabük’te Siber Suçlarla Mücadele

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Elazığ ve Bingöl merkezli olarak 41 ilde düzenlenen “Siberağ-2” operasyonlarında 82 şüphelinin yakalandığını duyurdu. Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde gerçekleşen operasyonlar, çevrimiçi çocuk müstehcenliği ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşımı gibi çeşitli siber suçları hedef aldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince; Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Antalya, Artvin, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Bursa, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Konya, Mardin, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Siirt, Sivas, Sinop, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Yalova ve Zonguldak’ta çevrimiçi çocuk müstehcenliğine yönelik operasyonlar düzenlendi. Düzenlenen operasyonlar sonucu NCMEC (Ulusal Kayıp ve İstismara Uğrayan Çocuklar Merkezi) ve Child Protection System (Çocuk Koruma Sistemi) gibi uluslararası bağımsız kuruluşlarla yapılan ortak çalışmalar sonucu “çevrimiçi çocuk müstehcenliği” suçunu işlediği tespit edilen 80 şüpheli yakalandı.
Ayrıca, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Asayiş Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme” suçuna yönelik düzenlenen operasyonda; sosyal medya uygulaması üzerinden vatandaşlara ait kişisel verilerin satışını yaparak, haksız kazanç sağladığı tespit edilen 1 şüpheli yakalandı.
Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu ise “7258 sayılı futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi hakkında kanuna muhalefet” suçuna yönelik düzenlenen operasyonda; sosyal medya uygulaması üzerinden yasa dışı bahis sitelerinin reklamını yaptığı tespit edilen 1 şüpheli yakalandı.
Operasyonlar sonucu çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya yaptığı paylaşımda siber suçlarla mücadelede kararlılık vurgusu yaparak, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; en hassas olduğumuz konuların başında çocuklarımızı korumak geliyor. Kara vatanda olduğu gibi siber vatanda da 7 gün 24 saat suç ve suçlularla mücadelemiz kararlılıkla devam edecek” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay