Öğretmenler Gününde yazdığı anısıyla dereceye giren Mehmet Dinçel İlkokulu öğretmenlerinden Sevgi Coşkun anısıyla dikkat çekerken, anısına konu olan bir mucizeye imza atan öğrencisi Ayfer Akılçağı’nın herkese örnek olacak azmini gazetemizle paylaştı
Yüzde 80 ortopedik engelli olan, yürüyemeyen, konuşma güçlüğü çeken Ayfer Akılçağı, şimdi yürüyor, yaşıtları gibi okuyor, duygularını en güzel şekilde anlatıyor. Öğretmeni için “o benim meleğim” diyen minik Ayfer de büyüyünce öğretmen olmak istiyor
Öğretmenler Günü tüm ülke genelinde kutlandı. Karabük’te de öğretmenler günü değişik etkinliklerle kutlanırken, etkinliklerde önemli bir ayrıntı dikkatlerimizden kaçmadı.
Öğretmenler günü nedeni ile öğretmenler arasında yapılan “mesleğe dair anı” yarışmasında anısını yazan ve anısıyla dereceye giren Mehmet Dinçel İlkokulu öğretmenlerinden Sevgi Coşkun anısına konu olan minik öğrencisi Ayfer Akılçağı’nın mucize değişimini gazetemize anlattı.
İNANÇ MUCİZE’NİN KAPISINI ARALADI
Ayfer ile Okul Müdürü odasında tanıştığında gözlerindeki ışıltı, engeline rağmen yüzündeki umut dolu gülücükten çok etkilendiğini ve bunun kendisine ışık olduğunu, anlatan Öğretmen Sevgi Coşkun “Bazı şeyler vardır anlatılmaz yaşanır. Bizim Ayfer olan hikayemiz böyle. Mevsimlerden en güzeli hangisi derseniz seçim yapmakta zorlanırım ama en heyecan verici ay diye sorarsanız eylül derim. Çünkü ben öğretmenim.
Yaz tatilinin ardından çocukça bir heyecan başlar,yüreğinizde bir kıpırtı…. Okullar açılıyordur. Hele bir de birinci sınıf öğretmeni olacaksanız tadı bambaşkadır bu telaşın.Okulların açılmasına birkaç gün kala okul müdürümüz çağırdı odasına. Gittiğimde genç bir anne ve kucağında zayıf, küçük, minicik yüzlü fakat kocaman gülümseyen bir kız çocuğu vardı odada. Adı Ayfer’miş. Birinci sınıfa başlayacakmış. Çok istiyormuş okula gelmeyi. Fakat özel bir durumu varmış Ayfer’in. Yüzde seksen ortopedik engelli…Yürüyemiyor, kalem tutamıyor, konuşmakta da biraz zorlanıyormuş. ‘’Hocam’’ dedi genç anne;’’Ayfer sizin öğrenciniz olmak istiyor. Kabul eder misiniz?’’ Bakıştık Ayferle O ürkek gözlerin içinden büyük bir umut, altında ise kocaman gülümseyen minik dudaklar ruhuma aktı, içime baktı adeta. Tabii dedim.Eğer Ayfer beni istiyorsa seve seve. Ve ilk ders…. Tanıştık öğrencilerimle, bana ‘’Öğretmenim’’ diyen ülkemin geleceği miniklerimle. Bir arkadaşınız daha var dedim onlara. Adı ‘’Ayfer.’’ Ben O’ nu sizden önce tanıdım. Çok iyi kalpli. Fakat sizlerden biraz farklı Sizler gibi yürüyüp, koşamıyor. Sizler kadar da anlaşılır konuşamıyor. Ayfer de bizim sınıfın öğrencisi. Sizin kolaylıkla yaptığınız bazı şeyleri yapmakta zorlanıyor. Bunun için farklı bir masa da oturacak.Kalemi yere düştüğünde sizin gibi hemen alamayacak.Çantasından defterini, kitabını çıkarırken zorlanacak. Acaba kimler benimle beraber Ayfer’e yardımcı olur? Beni o kadar iyi anlamıştı ki o minik yürekler, hepsi elini kaldırdı havaya. Herkes olduğu gibi kabul etti Ayfer’i ve hepimiz O’nu çok sevdik, O da bizleri. Okula geldiği ilk gün, ilk sorusu şu oldu Ayfer’in; ‘’Öğretmenim ben yürüyebilecek miyim?’’ Bu ne zor bir soruydu, bu ne ağır bir soruydu benim için. Bir kez daha göz göze geldik Ayfer’le. ‘’Bunun cevabını şimdi veremem’’ dedim.’’Ama inanırsan kendine ve gayret edersen, doktorların da desteğiyle neden olmasın? Okulda olduğun sürece ben yanında olacağım. Arkadaşların da sana yardımcı olacak. Bakalım neler başaracağız?’’ İnandı Ayfer bana ve kendine. Tenefüslerde kucağımda güneşlendirdim kemikleri güçlensin diye. Annesi fizik doktoruna götürmeyi ihmal etmedi. Tahtaya yazı yazma sırası O’na geldiğinde masasını arkadaşlarıyla beraber taşıdık.Asla sen bunu yapamazsın demedik. O’da hep gayret etti. Zaman zaman evine ziyarete gittim. Orada sohbetimize devam ettik.Dört yıl geride kaldı. Ben bu dört yıl içinde bir mucize yaşadım. Bir peri masalı. Ayfer artık kimseden destek almaksızın yürüyor.Tenefüse çıkıyor,kantine alışverişe gidiyor, oyunlarda hakem oluyor ve tuvalet için artık evine gitmiyor.Utanmıştı ilk kez benimle tuvalete gittiğinde.Ellerini sabunlayıp üzerini düzelttiğimde boynuma sarılışındaki sıcaklığı, en değerli mücevhere değişmem inanın…Teşekkür ediyorum sevgili öğrencilerime,yaşlarının üstünde olgunlukta davrandıkları için.Velilerime teşekkür ediyorum, Ayfer’i kendi çocuklarınızdan ayırmadıkları için. Teşekkür ediyorum Ayfer’ime bana inandığı ve hayallerimizi gerçek kıldığı için” dedi
ANNE YILDIZ AKILÇAĞI ” O ÖĞRETMEN DEĞİL BİR MELEK”
Anne Yıldız Akılçağı ise yaşadıklarını anlatırken, duygulandı. Anne Yıldız Akılçağı, “Kızım doğuştan engelli. Uzun süre tedavi gördük. Kızım yaşı 6 yaşına gelince yaşıtları gibi okula gitmek istedi. Bizim için zor bir karardı. Ama isteğini kırmamak için Şehit Mehmet Dinçel İlkokuluna getirdik. Sevgi öğretmenimizle bir yola koyulduk. Başlarda çok büyük beklenti içinde değildim doğrusu. Çünkü kızım yürüyemiyor, konuşma güçlüğü çekiyor, kalem bile tutamıyordu. Bugün geldiğimiz nokta beklentilerimizin çok üstünde. Biz mucizeyi yaşıyoruz. Sevgi Öğretmenimiz bize ışık oldu, adı gibi sevgisiyle, bitmez tükenmez azmi ve inancı ile bize mucizeyi yaşattı. Şu an çok mutluyum. Kızım kendisi yürüyor, konuşuyor, duygularını en güzel şekilde ifade ediyor. Okuyor yazıyor. Allahıma sonsuz şükür. Sevgi öğretmenimiz bize Allah’ın hediyesi, o bizim her şeyimiz, benim sırdaşım, dostum arkadaşım, yol gösterenim” dedi
“BENDE ÖĞRETMEN OLACAĞIM”
“Öğretmenimi ve arkadaşlarımı çok seviyorum” diyen minik Ayfer ise duygularını şöyle aktardı; “Öğretmenime bana inandığı için teşekkür ediyorum. Öğretmenimi ve arkadaşlarımızı çok seviyorum. Öğretmenim benim her şeyim. Öğretmenim benim için çok uğraştı. Bana çok inandı. Bende onu tabii. Artık tutunmadan, kimseye ihtiyaç olmadan yürüyorum. Arkadaşlarımla tenefüse çıkabiliyorum. Her şeyden önemlisi okuyup yazabiliyorum. Benim için büyük özen gösteren, anne gibi sarıp sarmalayan öğretmenime, benim elimi bırakmayan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Bende büyüyünce Sevgi öğretmenim gibi bir öğretmen olacağım.”



