Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Eylül, 2021 13:32 tarihinde yayınlandı
0

SERVİSÇİLERİN AŞILARI TAMAM

Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç, Karabük’te servis şoförlerinin tümünün aşılandığını, velilerin bu konuda rahat olmaları gerektiğin belirtirken, aynı zamanda her hafta sonu servis araçlarının detaylı bir şekilde dezenfekte edildiğini, hafta içi de tüm kurallara riayet edildiğini söyledi

Bu yıl okul servislerine yüzde 30 artış yaptıklarını belirten Kılıç “Geçen yıl yüzde 15 gibi zam yapmıştık ama oklular açılmadı. Bu yıl yüzde 30 yaptık. Bu bile kurtarmıyor. Biz sadece tercih edilen olalım, öğrencilerimiz ulaşımı rahat olsun ve teker dönsün servis çeken arkadaşlarımızda eve ekmek götürsün istedik” dedi

(HABER N. Soylu)  İki yıl aradan sonra tekrar teker döndürmeye başlayan Okul Servislerinde ilgili Bakanlık talimatıyla gerekli tüm tedbirler alındı.Okullar açılmadan tüm bakım ve dezenfekte çalışmalarını tamamlayan ve gerekli evrakları düzenleyen Okul servisçileri öğrencilerin ders başı yapması ile birlikte yollara düştüler.

KILIÇ: AŞILANMAYAN ŞOFÖR KALMADI

Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç, yeni eğitim ve öğretim döneminin öğrenci ve öğretmenlere hayırlı olsun temennisinde bulunurken, Servisçiler Odası Başkanı olarak Pandemi çerçevesinde tüm önlemleri aldıklarını, aşılanmayan Servis şoförü kalmadığını söyledi.

Kılıç ” Bildiğiniz gibi iki yıldır Pandemi nedeni ile tüm esnafımızın olduğu gibi Servis çeken esnafımızda zor günler geçirdi. Bu yıl okulların açılması ile birlikte yeniden teker dönmeye başladı ve arkadaşlarımız evlerine ekmek götürmeye başladı. Okullar açılmadan önce tüm servis araçlarımız en detaylı bir şekilde dezenfekte edildi. Gerekli bakım çalışmaları yapıldı. Bununla ilgili tüm takiplerimizi titizlikle yapıyoruz. Ayrıca servis araçlarımızda tüm dezenfekte araç ve gereçleri mevcut. Bu konuda her okulda sorumlu bir arkadaşımız var ve bunları takip ediyor. Önümüzdeki günlerde de servisçi arkadaşlarımızla bir toplantı yaparak durum değerlendirmesi yapacağız. Velilerimiz rahat olsunlar. Öğrencilerimizin sağlığı açısından gerekli olan her şey yapılıyor” dedi

YÜZDE 30 KURTARMIYOR, MAKSAT TEKER DÖNSÜN

Geçen yıl servislere yüzde 15 zam yaptıklarını fakat okulların açılmadığını belirten Kılıç, bu yıl  yüzde 30 zam yapıldığını belirterek ” Velilerimiz iki yıl çocuklarını okula göndermedi. İki yıl aradan sonra yüzde 30 zam çok gibi karşılandı. Geçtiğimiz yıl yüzde 15 zam yaptık fakat okullar açılmadı. Bu yılda artı yüzde 15 zam yaptık. Velilerimize durumu izah ettik. Biz hem öğrencilerimizi hem servisçilerimizi düşünerek ortalama bir zam yaptık. Yüzde 30 bile kurtarmıyor. Şartlar ortada. Biz sadece öğrencilerimizin rahat ve güvenli ulaşımı olsun, teker dönsün servisçilerimiz eve ekmek götürsün istedik. İnşallah vakalar biter, yeniden eski günlere döneriz. Bu konuda hepimize büyük bir sorumluluk düşüyor” dedi

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay