Şehir şehir gezen ’örümcek adam’ Kastamonu’nun yöresel lezzetlerine hayran kaldı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Şubat, 2024 04:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Şehir şehir gezen ’örümcek adam’ Kastamonu’nun yöresel lezzetlerine hayran kaldı

Örümcek adam kostümüyle 81 ili gezme hayalini gerçekleştirmek için yollara düşen 28 yaşındaki genç, 23’üncü il olarak Kastamonu’yu gezdi. Cadde ve sokaklarda vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektiren ’örümcek adam’, kentin yöresel lezzetlerini tattı.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetzede çocuklara ücretsiz animasyon gösterileri yapan 28 yaşındaki Ayaz Koç, ’örümcek adam’ kostümüyle hayalini gerçekleştirmek için Türkiye’yi gezmeye karar verdi. “Spider-Man Yollarda” mottosuyla hayalini gerçekleştirmek için yollara düşen Ayaz Koç’un 23’üncü durağı Kastamonu oldu. Örümcek adam kostümlü Koç, Kastamonu’da Mehmet Akif Ersoy’un milli mücadele yıllarında vaaz verdiği tarihi Nasrullah Meydanı’nda vatandaşlarla sohbet edip, hatıra fotoğrafı çektirdi. Kostümü sebebiyle vatandaşlardan yoğun ilgi gören Koç, şehrin yöresel lezzetlerini de tattı. Taşköprü sarımsağı, Kastamonu pastırması, sucuk, simit ve çekme helva yiyen Koç, şehrin yöresel yiyeceklerine hayran kaldığını söyledi.

“Kastamonu pastırması, Kayseri ile gerçekten yarışır”

Kastamonu pastırmasını çok sevdiğini belirten Ayaz Koç, “Harika bir lezzet, kendimi gerçekten kaybettim. Kayseri’de de yemiştim pastırma, Kastamonu’da da yedim. Kastamonu pastırması hafif, yedikçe yedirten bir lezzet. Kastamonu, Kayseri ile gerçekten yarışır. Kastamonu pastırması baymıyor, baharatlı değil, insanın yedikçe yiyesi geliyor. Kastamonu pastırmasını herkese tavsiye ediyoruz” dedi.

Pastırma ustası Kerim Okut da Ayaz Koç’a Kastamonu pastırmasını anlatarak diğer pastırmalardan ayıran özelliklerini anlattı.

“Çok leziz bir tat”

Daha sonra saray tatlısı olarak padişahlara sunulan coğrafi işaretli Kastamonu çekme helvası ikram edilen örümcek adam Ayaz Koç, “Çekme helvaya sevgi ve mutluluklarını katmışlar. İnsanı güne güzel başlatıyor, çok leziz bir tat, mutlaka herkese yemelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.

Örümcek adamı Kastamonu’nun meşhur çekme helvasından ikram ettiklerini söyleyen Zafer Böcekoğlu, “Çekme helvamızı çok beğendi. Çekme helva, yöremize ait özel bir üründür. Çekme helvası genellikle padişah tatlısı olarak bilinir. Coğrafi işaretli bir ürünümüzdür ve Kastamonu’nun lezzetleri arasındadır. Dışarıdan gelen misafirlerimizin çekme helva büyük beğenisini kazanıyor” şeklinde konuştu.

Taşköprü sarımsağının aroması ’örümcek adam’ın ağzını yaktı

Dünyaca ünlü Kastamonu’nun meşhur Taşköprü sarımsağından da tadan Ayaz Koç, ağzının yandığını belirterek, “Soğuk havalarda hastalıklara da birebir bir ürün. Binbir türlü derde deva bir üründür. Diğer sarımsaklardan biraz farklı, insanın ağzını yakıyor. Aroması ve esansı keskin, cacıkla efsane olur. Çok beğendim ama ağzım biraz yandı” ifadelerini kullandı.

“Kastamonu’da gerçekten çok güzel lezzetler tattım, tarihi yerlerini gördüm”

6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde gönüllü olarak görev aldığını anlatan örümcek adam Ayaz Koç, “50 gündür yollardayım. 23’üncü durağım Kastamonu oldu. Ben hayallerimi gerçekleştiriyorum. Tarihi yerleri görüyorum. Gittiğim yerlerin yöresel yemeklerini tadıyorum. Kastamonu’da da gerçekten çok güzel lezzetler tattım, tarihi yerlerini gördüm. Şimdi de Şehit Şerife Bacı heykelinin önüne geldim. Şehit Şerife Bacı, milli mücadele yıllarında İnebolu Limanına gelen mühimmatı öküzlerle kağnı aracıyla Kastamonu kışlasına taşırken üzerindeki örtüyü bebeğinin ve mühimmatın üzerine örtmesi sonucu donarak şehit olmuştur. Hayallerinizden vazgeçmeyin, ilk kez gördüm, bu vesile ile Şehit Şerife Bacı annemizi de saygı ve rahmetle andım” dedi.

İstiklal Marşı’nın yazarı şair Mehmet Akif Ersoy’un milli mücadele yıllarında vaaz verdiği tarihi Nasrullah Meydanında vatandaşlarla bir araya geldiğini söyleyen örümcek adam Koç, “Herkesi Kastamonu’yu görmeye davet ediyorum. Tarihi yerler beni kendisine hayran bıraktı ve çok şaşırttı. Kastamonu Belediyesine de teşekkür ediyoruz, beni misafir ettiler, güler yüzle karşıladılar” diye konuştu.

Şapkasını örümcek adam ile paylaşan İremnur Gül, şaşırdıklarını belirterek, “Örümcek adam ile tanıştık, şapkamı taktı ve çok gururluyum. Güzeldi, eğlendim, kendisi çok samimi bir insan, tanımıyordum kendisi az önce tanıştık, şapkamı takıp bizimle fotoğraf çektirdi. Kastamonu’da böyle şeyler pek olmaz, örümcek adamı görmek beni şaşırttı, güzel oldu, eğlendik. Şapkamı geri aldığım içinde kendisine küçük bir hediye aldım ve kendisine taktim ettim. O da bana balondan yapılmış kalbini verdi. Çok mutlu oldum” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay