Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Mayıs, 2023 14:05 tarihinde yayınlandı
0

Sebastien Haller ile Borussia Dortmund bambaşka

Borussia Dortmund’da sezon başında kanser teşhisi koyulan ve FIFA Dünya Kupası sonrası hastalığını atlatan Fildişi Sahilli futbolcu Sebastien Haller, son haftalarında gösterdiği performansla şampiyonluk yarışında takımına en çok katkı sağlayan futbolcuların arasında yer aldı.

Fildişi Sahilli futbolcu Sebastien Haller, sezon başında Ajax’tan, Borussia Dortmund’a transfer olmuş ve Erling Haaland sonrasında gol yükünü çekmesi için beklentilerin hedefinde yer almıştı. Takıma katılmasıyla birlikte golcü futbolcuya yapılan kontrol sonrasında kanser teşhisi konulmuş ve tedavisine başlanmıştı. Yakalandığı hastalığı hızlı bir şekilde atlatan Haller, FIFA Dünya Kupası sonrası sahalara döndü.

Haller, ligin son haftalarında gösterdiği performansla tekrardan adından söz ettirmeyi başardı ve sarı-siyahlılar ile ligde oynadığı son 3 maçta 5 gol, 3 asistlik performans sergiledi. 28 yaşındaki futbolcu, ligde son hafta oynayacakları maçtan galip ayrılmaları durumunda takımıyla ilk şampiyonluğunu kazanacak.

Haller’li Dortmund bambaşka

Sebastien Haller’in tedavi süresince forma giymediği 15 maçta 8 galibiyet, 6 mağlubiyet ve 1 beraberlik yaşayan Borussia Dortmund 6. sırada bulunuyordu. Sahalara döndükten sonra Haller’in oynadığı 18 müsabakada Alman ekibi, 15 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet yaşadı ve zirveye yerleşti.

Yıldız futbolcunun geri dönüşüyle birlikte Dortmund, Bundesliga’nın bitimine 1 hafta kala 2. sırada bulunan Bayern Münih’in 2 puan önünde liderlik koltuğunda yer alıyor. Dortmund, 27 Mayıs Cumartesi günü sahasında oynayacağı Mainz 05 karşılaşmasını kazanması halinde Bundesliga’da 9. kez mutlu sona ulaşacak. Başarılı futbolcu, bu sezon ligde oynadığı 18 karşılaşmada 9 gol atarken, 5 de asist üretti. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin