karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Karabük Postası tarafından
25 Mart, 2017 14:41 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Saylar’dan  Feyzioğlu’na İlçe Başkanı” Cevabı

  TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, 16 Nisan’da “evet”  çıkarsa bundan sonra Savcılar ve Hakimler AK Parti İl Başkanı ve İlçe Başkanlarından izin alacak şeklindeki konuşmasına cevap veren AK parti İl Başkanı Timurçin Saylar;  “Önce onlar aynaya baksın, sonra bize laf söylesinler” dedi     AK Parti Karabük İl Başkanı Timurçin Saylar, “ Metin Feyzioğlu, dedesinin döneminde duyduklarını, kendi belleğinde kalanları söylüyor. Önce onlar aynaya baksın, sonra bize laf söylesinler” dedi. 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylaması çalışmaları kapsamında partisinin 100. Yıl Mahallesi’nde düzenlenen programına katılan Saylar, Türkiye Barolar Birliği (TBB)  Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Karabük’te gerçekleştirdiği programda, AK Parti İl Başkanı olarak kendilerine atıfta bulunduğu belirterek, “Önce onlar aynaya baksın, kendisine baksın; ondan sonra bize laf söylesinler. Bize laf söylemeye hakları yok hadleri de yok” ifadelerini kullandı. TBB Başkanı Feyzioğlu’nun, 16 Nisan’da ‘evet’ çıkarsa bundan sonra savcılar ve hakimler AK Parti İl Başkanı ve İlçe Başkanlarından izin alacak, sözü ile kendilerine atıfta bulunulduğunu belirten Saylar; “ Karabük'e gelen Metin Feyzioğlu, "16 Nisan'da evet çıkarsa bunda sonra savcılar ve hakimler AK Parti İl ve İlçe Başkanlarından izin alacak. "Buna atıfta bulunarak böyle bir cümle kurmuş. Bende buradan kendisine söylüyorum; kendisi Baro Başkanı, bende Karabük İl Başkanıyım. Bizim kültürümüzde, AK Parti'nin kültüründe hiçbir zaman için vesayet yoktur. O kendi dedesinin dönemi, Turan Feyzioğlu'nun döneminde duyduklarını, kendisine söylenenler belleğinde kalmış ki onları söylüyor. Kendileri 1950’lerde 1955’lerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapmış olduğu o dönemlerde kendi İl Başkanları, hem Valilik yaptı hem Belediye Başkanlığı yaptı, her şeyi kendileri yaptı. Niye vesayet dönemiydi. Önce onlar aynaya baksın, kendisine baksın; ondan sonra bize laf söylesinler. Bize laf söylemeye hakları yok hadleri de yok. Bunlar vesayet dönemlerinde ki alışkanlıklarına devam ediyorlar. Şuanda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı bu yasa geçtikten sonra tek adamlıkla suçluyorlar. Kendiler 1950’deki İsmet İnönü dönemine baksınlar, kendi partilerine baksınlar. Tek adamlık nasıl, bu ülkeye nasıl dikta yapmışlar bu ülkede neler yapmışlar bu ülkede hangi vesayetleri yapmışlar önce gelip halkın karşısına onu söylesinler. Şuanda bu sistem de olduktan sonra 17 Nisan’dan sonra bunlar halkın karşısına gelip bir daha iktidar göremeyeceğini anlıyor. Bunu da biliyorlar ve bu yüzden de bunu bildikleri için bu yasayı istemiyorlar, bu 18 maddeye karşı çıkıyorlar. Önce baksınlar aynaya sonra gelsinler bize laf söylesinler” diye konuştu.  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin