Samsun’un havasına ’kuvvetli enverziyon’ etkisi - Karabük Haber Postası
samsunun havasina kuvvetli enverziyon etkisi 4mP2wsAL
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Mart, 2025 00:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Samsun’un havasına ’kuvvetli enverziyon’ etkisi

Samsun Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, kentte hava kalitesinin orta düzeyde olduğunu, bunun ‘kuvvetli enverziyon(sıcaklık terselmesi kırmızı seviyede) ve düşük rüzgar hızı’ndan kaynaklandığını açıkladı.

Samsun Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Samsun’un hava kalitesinin kıymetlendirilmesine yönelik bir açıklama yaptı. Müdürlükten yapılan açıklamada, “İlimizde bulunan hava kalitesi istasyonlarında yapılan ölçüm dataları genel manada değerlendirildiğinde hava kalitesinin arttığını söyleyebiliriz. Lakin rüzgar, yağış, toz taşınımı, enverziyon üzere birtakım meteorolojik faktörlerin tesiri ile vakit zaman hava kalitesinde anlık değişimler yaşanabilmektedir. Ama istasyonlarımızda yapılan ölçüm sonuçlarının ortalama pahaları, mevzuatımızın öngördüğü hudut pahaların altında kalmaktadır. Hava kalitesinin değerlendirilmesinde anlık kıymetlerden fazla hava kalitesi indeksi bedeli temel alınmalıdır” bilgisi verildi.

Kuvvetli enverziyon (kırmızı 90 seviyesinde)

Türkiye’nin 09 Mart Pazar günü prestijiyle Orta Doğu’dan gelen toz taşınımının tesiri altına girdiği belirtilen açıklamada, “İlimizde dahil olmak üzere tüm ülkemizde bir çok noktada hava kalitesi orta düzeydedir. Vilayetimizdeki hava kalitesinin şuan prestijiyle orta düzeyde olmasının en kıymetli başka nedenleri ise kuvvetli enverziyon (kırmızı 90 seviyesinde) ve düşük rüzgar suratı tesiridir. Sıcaklık, olağan atmosfer şartları içerisinde yerden itibaren yükseldikçe her 100 m’de 0.5 ile 1.0 derece ortasında azalma eğilimi göstermektedir. Sıcaklığın yükseklikle azalacağı yerde artış göstermesi durumuna sıcaklık terselmesi (temperature of inversion) ya da sıcaklık enverziyonu denilmektedir” denildi.

Hava kalitesi 6 istasyon ile daima ölçülüyor

Müdürlük ayrıyeten şu bilgileri de paylaştı:

“İlimizin hava kalitesi, Atakum, Bafra, Canik ve Tekkeköy ilçelerimizde birer adet, İlkadım ilçemizde 2 adet olmak üzere toplamda 6 adet hava kalitesi izleme istasyonu aracılığı ile 7 gün 24 saat daima olarak ölçülmekte ve raporlanmaktadır. Vilayetimizde bulunan 6 adet hava kalitesi ölçüm ve izleme istasyonlarında, istasyonun bulunduğu pozisyonun tesir alanı içerisinde; ısınma, trafik yahut sanayi kaynaklı hava emisyonlarının yoğunluk durumuna nazaran partikül hususların (PM10, PM2,5), kükürt dioksit (SO2), azot oksit (NO, NO2, NOx), ozon (O3) ve karbonmonoksit (CO) üzere kirletici gazların ölçüm ve izlemesi yapılmaktadır. Hava kalitesi izleme istasyonlarında daima olarak ölçümleri yapılan kirletici parametrelerin anlık ölçüm sonuçları, vatandaşlarımızın kolaylıkla takip edebilmesi ve günlük aktivitelerini planlayabilmeleri emeliyle Bakanlığımızın ‘sim.csb.gov.tr’ internet adresi ve ‘Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı’ taşınabilir uygulaması üzerinden vatandaşlarımızca anlık olarak takip edilebilmektedir. Vatandaşlarımız web sitesi ve telefon uygulaması üzerinden bulundukları bölgeye en yakın hava kalitesi izleme istasyonumuzun verisini hava kalitesi indeksi rengine bakarak çarçabuk öğrenebilmektedir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay