Reklam
Reklam
samsunsporun 6 oyuncusuna milli davet kpCTHin9 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Eylül, 2024 00:52 tarihinde yayınlandı
0

Samsunspor’un 6 oyuncusuna milli davet

Süper Lig ekiplerinden Samsunspor’da 6 futbolcu ülkelerinin milli takımına davet edildi.

Samsunspor kadrosunda yer alan 6 futbolcu, milli takım davetleri kapsamında Eylül ayında çeşitli uluslararası müsabakalarda forma giyecek. Kırmızı-beyazlılarda Marius Mouandilmadji – Çad, Lubo Satka – Slovakya, Nanu Gomes – Gine Bissau, Kingsley Schindler – Gana, Oliver Ntcham – Kamerun ve Bedirhan Çetin de Türkiye U19 Milli Takım kampına çağrıldı.

Kulüpten milli takımlara gidecek oyuncular hakkında yapılan bilgilendirmede şu ifadelere yer verildi:

“Oyuncumuz Marius Mouandilmadji, 6-10 Eylül tarihlerinde Sierra Leone-Çad ve Çad-Fildişi Sahili maçlarında Çad Milli Takımı formasını giyecek. Oyuncumuz Lubomir Satka, 5-8 Eylül tarihleri arasında Slovakya Milli Takımı’yla Estonya ve Azerbaycan’a karşı oynanacak maçlarda sahada olacak. Gine Bissau Milli Takımı forması giyecek olan Angelo Gomes Nanu, 5 Eylül’de Esvatini’ye ve 10 Eylül’de Mozambik’e karşı forma giyecek. Oyuncumuz Kingsley Schindler, 5-9 Eylül tarihleri arasında Gana Milli Takımı’yla Angola ve Nijer’e karşı sahaya çıkacak. Kamerun Milli Takımı’nda Namibya ve Zimbabve’ye karşı forma giyecek olan oyuncumuz Oliver Ntcham, 7 ve 10 Eylül tarihlerinde sahada olacak. Türkiye U19 Milli Takımı’mızda Arnavutluk’a karşı iki maçta görev alacak olan genç oyuncumuz Bedirhan Çetin’in, 6 ve 8 Eylül’de oynayacağı maçların ardından 9 Eylül’de takıma katılması bekleniyor.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin