SAMSUN (İHA) – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ocak ayı sonu itibariyle Samsun’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 457 bin 291 oldu.
TÜİK verilerine göre Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 53,1’ini otomobil, yüzde 28,2’sini motosiklet, yüzde 12,6’sını kamyonet, yüzde 2,4’ünü kamyon, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde1’ini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
Türkiye’de Ocak ayında 213 bin 493 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğü’ne bağlı illerden Samsun’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 457 bin 291 oldu. Çorum’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 198 bin 280 oldu. Amasya’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 142 bin 430 oldu.
Öte yandan ülke genelinde Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 113 bin 269 adet otomobilin yüzde 66,5’i benzin, yüzde 13,8’i dizel, yüzde 11,4’ü hibrit, yüzde 7,0’ı elektrikli ve yüzde 1,3’ü LPG yakıtlı araçlar oluşturdu. Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 15 milyon 333 bin 952 adet otomobilin ise yüzde 35,5’i dizel, yüzde 33,3’ü LPG, yüzde 28,9’u benzin, yüzde 1,5’i hibrit ve yüzde 0,6’sı elektrikli olarak dikkat çekti.
Ayrıca Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 113 bin 269 adet otomobilin yüzde 38,4’ü gri, yüzde 26,1’i beyaz, yüzde 12,4’ü mavi, yüzde 11,7’si siyah, yüzde 6,5’i kırmızı, yüzde 2,3’ü yeşil, yüzde 1,3’ü turuncu, yüzde 0,5’i mor ve yüzde 0,4’ü kahverengi renkli olarak kayıtlara geçti.


Samsun’daki araç sayısı 457 bin 291 oldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

