blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Kasım, 2025 16:15 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Samsun’da taşıt sayısı bir yılda 40 bin arttı

Samsun’da taşıt sayısı son bir yılda 40 bin 30 adet (yüzde 8,2) artış gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Samsun Bölge Müdürlüğü bilgilerine nazaran Samsun’da trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı Ekim 2025 prestijiyle 529 bin 546’ya yükseldi. Bu, bir evvelki yıla nazaran 40 bin 30 adetlik (yüzde 8,2) artış manasına geliyor. Bir evvelki aya nazaran artış ise 3 bin 394 adet (yüzde 0,6) oldu. Samsun’daki araç sayısı, Türkiye genelindeki motorlu kara taşıtlarının yüzde 1,6’sını oluşturuyor.
İl genelindeki araç cinsleri dağılımı şöyle:
Otomobil 254 bin 316 adet (yüzde 48,0), motosiklet 93 bin 524 adet (yüzde 17,7), kamyonet 89 bin 89 adet (yüzde 16,8), traktör 64 bin 927 adet (yüzde 12,3), kamyon 12 bin 294 adet (yüzde 2,3), minibüs 12 bin 538 adet (yüzde 2,4), otobüs 1 bin 705 adet (yüzde 0,3) ve özel maksatlı taşıtlar 1 bin 153 adet (yüzde 0,2).
Bir evvelki yılın tıpkı ayına nazaran en yüksek artış motosiklette (yüzde 18,6), özel gayeli taşıtlarda (yüzde 12,3) ve arabada (yüzde 8,0) görüldü.
Ekim ayında Samsun’da toplam 16 bin 170 taşıt periyodu gerçekleştirildi. Devranı yapılan taşıtların yüzde 63’ü araba, yüzde 16,8’i kamyonet ve yüzde 8,6’sı motosiklet oldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.