Samsun’da 204 işletmeye ‘yağ tutucu’ takıldı - Karabük Haber Postası
samsunda 204 isletmeye yag tutucu takildi VFR9wncQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Mayıs, 2025 12:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Samsun’da 204 işletmeye ‘yağ tutucu’ takıldı

Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürlüğü, atık yağ kaynaklı etraf kirliliğinin önlenmesi emeliyle yürüttüğü kontroller kapsamında 204 işletmeye sanayi tipi tezgâh altı yağ tutucu sistemi kurulmasını sağladı. Sistem kurulan işletmelere ’Bağlantı Kalite Denetim Müsaade Belgesi’ verildi.

SASKİ Genel Müdürlüğü Atık Su Arıtma Dairesi Başkanlığı takımları tarafından yürütülen çalışmalarda; restoran, lokanta, otel, yurt, oto yıkama ve halı yıkama üzere yağ atığı üretme potansiyeli yüksek bölümlerde faaliyet gösteren işletmeler denetlendi. 2025 yılının birinci çeyreğinde 411 işletmenin denetim edildiği çalışmalarda, 204 işletmeye yağ tutucu sistemi kurulması sağlandı.

Atık sular tahlil ediliyor

Denetimlerde alınan atık su numuneleri, Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen akredite laboratuvarlarda tahlil ediliyor. Kimyasal oksijen muhtaçlığı (KOİ), askıda katı husus (AKM), yağ ve gres ölçüsü, pH pahası ile sıcaklık üzere çevresel tesire sahip parametrelerin değerlendirildiği tahlillerde, kriterlere uygun işletmelere teşekkür edilirken, uygun olmayanlara ikazlar ve güzelleştirme davetleri yapılıyor.

SASKİ yetkilileri, gelişi hoş dökülen atık yağların kanalizasyon sisteminde daralmaya ve tıkanmalara yol açarak, bilhassa ağır yağışlarda taşkın riskini artırdığını belirtti. Bu sistemlerin hem etraf sıhhati hem de kentsel altyapının korunması açısından büyük kıymet taşıdığı vurgulandı. İlişki kalite denetim müsaade evrakına sahip yaklaşık bin 600 işletmenin her yıl tertipli olarak denetlendiği ve yıl boyunca çalışmaların devam edeceği bildirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.