Samsun’da polis ekiplerince yapılan çalışma sonucu bir araçta, sahte içki yapımında kullanılan 2 ton etil alkol ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, sahte ve kaçak içkiyle ilgili takip ve çalışma yaptı. Saat 16.30 sıralarında Samsun-Ankara karakolu üzerinde takibe alınan A.A. idaresindeki minibüs durduruldu. Yapılan aramada koliler halinde paketlenmiş sahte içki yapımında kullanılan 2 ton etil alkol ele geçirildi. Gözaltına alınan A.A. hakkında yasal işlem başlatıldı.


Samsun’da 2 ton etil alkol ele geçirildi
Gördük işittik söylüyoruz 15 Haziran 2026
Köçek bahane
Cami avlularına, seçmen karşısında;
“Allah razı olsun.” El sol göğüste ; “Hamdolsun.”
Telefon müziğine; “Kabe’de hacılar hu der Allah.”
Ortalıkta Allah, peygamber.
Kıyıda köşede yallah-yallah.
Nereye geleceğimizi anladınız siz?
Ovacık’ta yaşanan sadece haberin veriliş şekline itiraz ettiğimiz, AKP’li yöneticilerin köçekli düğün eğlencesi.
Bilerek, isteyerek, belki de bir yerlerden sufle ve belki, başka bir şeyler karşılığında yapılmış bir haber.
Haber sonrası fore kazık mağduru(!) müteahhit eski AKP’li ile krtikler falan.
Her siyasetçi, hele hele küçük yerlerde siyaset yapanlar genellikle düğün atlamaz.
Kınasına gider, cenazesine gider, mevlidine gider.
İmkanı olan her erkek evlat babası evladına davullu zurnalı düğün hayal eder.
Allah rahmet eylesin annem de oğlum Ayberk için”; “-Oğluma davullu-zurnalı düğün yapacağım.” Diyordu.
Ömrü vefa etmedi.
Bunca hay huy içerisinde gözden kaçan bir şey var.
Olayın yaşandığı yer Ovacık.
Olayda ismi geçenler meşhur Ovacık’lı eski siyasetçiye yakın.
Haberi ajite ederek yayınlayan o eski siyasetçinin eskiden maaşlı elemanı.
Buyurun buradan yakın.
Disiplin falan hikaye.
Düğüne gittin diye adam mı atılır partiden?
Silah atma farklı bir şey.
Toplum önünde olan insanlar dikkat etmeli, vatandaşa örnek olmalı.
İmam cemaat misali.
Merak eden varsa silahlar güvenlik güçlerince alındı. Meskun mahalde ateş etmekten işlem yapıldı sanırız.
Bu suçu işleyen vatandaş veya başka bir partiden olsa idi ne olurdu?
Bizimkisi merak sadece.
TCK 170’e göre;
Ateşli silahla havaya veya herhangi bir yöne ateş etme. Meskûn mahalde, yerleşim yerinde veya kalabalık ortamlarda gerçekleştirilmesi halinde somut tehlike oluşur.
Cezası1-5 yıl arası.
24.12.2025 değişikliği: Düğün, konser, miting, stadyum gibi kalabalık yerlerde suçun işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
Alan başkanlığı nedir, Kim bu adam?
Alan Başkanlığı, Türkiye’de bulunan tarihi, kültürel, doğal ve manevi değere sahip alanların korunması, geliştirilmesi, yönetilmesi ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurulan özel bir kamu kurumudur. Alan Başkanlığı, Türkiye’de bulunan tarihi, kültürel, doğal ve manevi değere sahip alanların korunması, geliştirilmesi, yönetilmesi ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurulan özel bir kamu kurumudur.
Alan Başkanlıkları, Türkiye’nin kültürel mirasının korunması, plansız yapılaşmanın önlenmesi ve tarihi alanların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Aynı zamanda turizmin planlı gelişmesine katkı sağlayarak ekonomik ve kültürel değer oluşturuyor.
Safranbolu’da da bu başkanlık kuruldu.
Kamuoyunda sıkça tartışılan bir isim başkanlığa getirildi.
Bu seçim nasıl yapıldı, başka aday var mı idi bilmiyoruz?
Alan başkanı seçilen arkadaşın özel yetenek ve maharetleri olmalı ki, onu isteyenlerin (Bizimkisi iddialara dayanıyor) yaptığı bağışlarla bu yere gelmiş.
Bu arkadaş geçtiğimiz günlerde yapılan Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı yönetimi seçimlerinde de gündeme geldi.
Manzaralı yerinde mavi boncuk taşıyor olmalı ki, çizilerek yedeğe düştüğü kongre sonrası, kendisinin yerine gelen yönetim kurulu üyesinin istifası alındı.
Alın size alan başkanı.
İster alanda, ister yalanda.
Dağda, mağrada, ister kazma kürek öncüsü olarak kullanın.
Bağışalar boşuna yapılmış olmasın sonra.
Pakize Ana’dan ders
Terörsüz Türkiye diyorlar ya?
Hani, bebek katili Apoya statü istiyorlar ya.
Suça karışmamış(!) (Nasıl belirleyeceklerse) teröristlere gelin iş diyeceklermiş ya.
Bu yolda Anayasa’yı değiştireceklermiş ya?
Fikirlerini sormadıkları şehit ailelerinde Şehit Aileleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba annemize bırakacağım sözü.
Biz ne desek boş.
Pakize Anne şehit oğlunun postallarını hala boynunda taşıyor. Kıyafetlerine sarılıp ağlıyor.
Yeniçağ gazetesindeki açıklamasında;
“Bunlar bir isim koydular, ‘Terörsüz Türkiye’ diye. Güya terör örgütü silah bırakacak. Ne barış süreci? Bunlar oyun, bunlar tuzak. Süreç Türkiye’yi bölünmeye götürecek. O Sevr var ya tarihte. Onu gerçekleştirmek istiyor bebek katili. Kurucu öndermiş. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya kastetmiş birine kurucu önderlik veriliyor. Bütün bunlar da yeni anayasa için yapılıyor. Öcalan için Bahçeli’nin söyledikleri ve Öcalan’ın bir aktör yapılması bizi öyle yaraladı ki, çocuğumuzun şehit olduğu haberini aldığımız andan daha çok üzüldük. Ben niye aslan gibi çocuğumun katilini affedeyim?
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında devlet yetkililerinden biz şehit aileleri ile kimse konuşmadı. Düşüncemizi soran olmadı. Suçlu suçunu bilir. Beni oraya getirip PKK’lıları rahatsız ederler mi? Benim orada söyleyeceklerim PKK’lıları rahatsız eder çünkü. Ben orada benim oğlumun katilini, 50 bin şehidimizin katilini siz nasıl affedersiniz diyeceğim çünkü. Bunlar saman altından su yürütüyor. ‘Şehit analarını nasıl kandıracağım, nasıl susturacağım?’ diye. Susanlar olabilir, beni hiç ilgilendirmez. Ben susmam. Bana öyle bir destek geliyor ki… ‘Ana, biz senin arkandayız, ne dersen haklısın. Türkiye’nin anasısın sen.’ diyorlar. Tuzağa karşı çok uyanan oldu.
Beni en çok yaralayan şey, bizim çocuklarımızın katilinin affedilecek olması. Cumhuriyete ihanet eden affediliyor. Milletin yüzünü gözünü kapatıp, ‘He bak ne güzel analar ağlamasın’ diyorlar. Ben fedakarlığımı yapmışım, vatan için şehit vermişim. Daha benden ne fedakârlık bekliyor? Sen şehit anaları için, gaziler için ne yaptın? Bir gazi düşünün; iki ayağı dizden yukarı yok, bir kolu yok… Allah razı olsun o gelinlerden, evlenmişler. İki gözü, bir ayağı yok, evlenmiş, çocukları var. Çocuğunun yüzünü görmüyor. Allah’tan korkun be! Utanın be! Allah başınıza şimşek, yıldırım yağdırsın! Hakkımız haram zıkkım olsun. Ne hakla bizi üzüyorsunuz? Niye bizi ağlatıyorsunuz?”
Bu sözlere itirazı olan var mı?
Şirket batıyor yönetenler işine bakıyor.
Birlik Medya’da her hafta Salı günleri gerçekleştirdiğimiz yayında haftalarca Kardemir kuruluşu olan Karçel’e eğilip bir bakılması gerektiğini söyledik.
Şöyle lütfen nereden çıktı bu dercesine bir eğilip baktılar.
Kabak bir iki kişinin başına patladı ve her haklarını ödeyerek gönderdiler.
Heba olan paralar sorulmadı bile.
Şimdilerde bu şirkette kirli ilişkiler gündemde.
Bir şirket müteahhidi, sanırız daimi sözleşmeli personel olarak şirket bünyesine alınmak isteniyor muş.
Neresi yanlış diyenleri duyar gibi oluyoruz.
Durun canım sözün sonunu bekletin.
Karçel’de bir yetkili bu müteahhide demiş ki;
“Şirketini soy ismi sana benzemeyen birine devret. İş yapmaya devam edersin.”
Oldu canım?
Başka isteğin?
Başka beklentin.
Babanın malı olsa böyle davranır mısın?
Tam bir;
“Oğlan aldı koyuna, kız aldı oyuna.” Durumu.
Biz takibe devam edeceğiz.
Emanetçiler ne yapar bilmeyiz?
Rektör Hoca mescidi Kapatmışlar haberin var mı?
Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek yüksek Okulu’nda yaşananlar bizi hayrete düşürdü.
Bizim başörtülü bacımız Dr.. Öğretim Üyesi Fatma Erten’in müdürlüğünü yaptığı okulda mescir kirleniyor bahanesi ile kapatılmış, zaman zaman tuvaletler de şeritler çekilerek temizlik gerekçesi ile kapatılıyormuş.
Güvenilir kaynaklardan duyduk.
Ve inandık ki, kaleme alıyoruz.
Başörtülü müdür bacımız.
Rektör Hoca haberiniz var mı bu işten.
Yöneticileriniz temizlik personeline söz mü geçiremiyor?
Özellikle kız öğrenciler mescit olayından dertliler.
Eğitim dönemi bitiyor ama bu sıkıntı bitecek mi?
Başörtülü müdire bacımız, tertemiz mescit varken siz küf kokan izbede namaz kılmak ister misiniz?
Tamam. Arkanızda ağa babalarınız var olabilir(!). Kabul.
Ama o öğrencilerin de adalet terazisi şaşmayan Allahları var.
Unutmayın.
Başarılar başkanlar
Bunaldık yahu.
Güzel şeyler de yazmak istiyoruz.
Esnaf Odaları yerel seçimlerinden sonra, genel merkez kongreleri yapılmaya başladı.
Karabük Oda Başkanlarından Fikret Aslan ve Erol ışık odalarının genel merkez yönetim organlarına görev aldılar.
İlklerden oldular.
Tebrik ediyoruz.
Başarılar diliyoruz.
Devamını diliyoruz.
Kararname ve ilginçlik?
Adli ve İdari Yargı 2026 Yılı Ana Kararname yayınladı.
Kararname kapsamında Karabük’ten de bazı savcı ve hakimler kararnamede yer aldı.
Bizi ilgilendiren tarafı Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç’ın bir savcı için yaptığı sosyal medya paylaşımı.
Sadece O’na has.
Sadece O’nunla ilghili.
Gişdene güle güle, yeni gelenlere hoş geldin yok.
Keskinkılıç’ın “Uğurlar ola.” Dediği savcı piyasada görünmeyi severdi.
Başsavcının yaveri gibi çalıştı.
Ülkede ve Karabük’te adaleti çok iyi sağlamış olmalı ki uzayda adalet sağlamak adına kitap bile yazdı.
Basın savcılığı görevinde bulundu.
Gazetecileri kafasına gör akredite etti.
Neyse;
Anlamadık ama, Ali Keskinkılıç’ın bu savcı ile ilgili paylaşımı ilginç.
Aklımıza ilginç sorular getirmeyelim.
Bir bildiği var mıdır diyelim?
İlginç, ilginç.


