Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKAP) iş birliği ile yürütülen ‘Ana Arı Üretim Projesi’ kapsamında Samsun’a kazandırılan ana arı üretim yerine, bakanlık tarafından ana arı üretim yeri izni verildi.
Samsun İli Arı Yetiştiricileri Birliği’nin müracaatı üzerine birliğe ait, Bafra Ağıllar mevkisinde bulunan ana arı üretim yerine Tarım ve Orman Bakanlığı ile il müdürlüğünün yaptığı değerlendirme ve kontroller sonrası ana arı üretim yeri izni verildi. Birlik Başkanı Rasim Kaplan’ı makamında kabul eden Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, ana arı üretim yeri izin belgesini kendisine takdim etti.
Ana arı üretim yeri izin belgesini takdim ettikten sonra açıklamalarda bulunan İbrahim Sağlam, “Müdürlüğümüz ve DOKAP iş birliği ile birlikte yürüttüğümüz Ana Arı Üretim Projesi kapsamında şu ana kadar 2 bin 250 adet ana arı üretimi gerçekleştirildi. Üretilen ana arılar, ilimiz üreticilerine dağıtılarak damızlık olarak kullanılmaları sağlanıyor. Böylece üreticiler kendi ana arılarını üretmeye başladılar. Proje kapsamında 600 adet ana arı üretimi kapasiteli ana arı üretim yeri, izin belgesini almaya 19 Eylül tarihinde hak kazanmıştır” dedi.
Belge takdiminde Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Rukiye Pınar ve teknik personel de hazır bulundu.


Samsun’a ‘ana arı üretim yeri izni’ verildi
Havalar ısındı, kene tehlikesi yeniden kapıda
Türkiye’de sıcaklıkların artmasıyla birlikte kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları yeniden ortaya çıktı. Özellikle kırsal alanlarda zaman geçirecek vatandaşlar için ölümcül risk taşıyan hastalıkta kritik dönem başladı.
Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı.
“Kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor”
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Türkiye’de kene ile buluşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin 2002 yılından itibaren görüldüğünü belirterek, “Bu yıllara göre değişmekle birlikte havaların ısınması ile birlikte vakalar ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde henüz bir vaka tespit etmedik ancak ülkemizde vakalar var. Özellikle Nisan ayı sonu itibari ile vakaları ortaya çıktı. Hastalar gerek ayaktan gerek yatırılarak tedavi edildiler. Genç bir arkadaşımızın öldüğü ile ilgili bilgimiz var. Bu sene havaların biraz daha soğuk gitmesi itibarıyla vakalar az olarak karşımıza çıkıyor ama önümüzde Kurban Bayramı var. Bu dönemde köylerine gidecek, orada kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü keneler halen mevcut ve halen enfekte. Bağışıklığı olmayan, daha önce bunu geçirmemiş olan kişiler bu hastalığa açıklar ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ölümcül seyredebiliyor. Böyle bir durumla mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Dışarı çıkıp evlerine döndükleri zaman üzerlerine bakmaları lazım. Vücudunun her tarafında kene aramaları gerekiyor. İkinci olarak dışarı çıkarken çoraplarını pantolonların içine sokmaları gerekiyor ki kene deriye ulaşmasın. Açık giysiler giyerlerse kişiler keneyi çok rahatlıkla görebilirler. Kene yapışınca da bir sağlık durumuna başvursunlar ve o keneyi sağlık kuruluşunda çıkarsınlar. Bir an önce hızlı bir şekilde henüz daha o virüsü kusmadan vücudun içine o keneyi çıkarmak gerekiyor” dedi.
“O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz”
Bölgeden yüzlerce hastanın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hastanelere başvurduğunu kaydeden Yılmaz, “Sahildeki kenelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi yok. Özellikle Kelkit Vadisi ile Torul bölgesi, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Bayburt bölgelerinden hastalar geliyor. Kırsala gidenler mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Daha önce bunu geçirmemiş insanlar daha çok risk altında. Şu ana kadar hastanemize daha önce Kırım Kongo olarak gelip de sonradan tekrar Kırım Kongo olarak gelen hastamız olmadı. Bölgeden yüzlerce hastamız var. Bunların bir kısmı vefat etti diğerleri hayatını sürdürüyor. Kırım Kongo ölümcül bir hastalık olarak düşünülüyor. O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz. Kişinin erken tespit etmesi gerekiyor. Hemen sağlık kuruluşuna giderek o keneyi çıkartması gerekiyor. O kişi hasta olmadan bile düzelebiliyor. Vücutta ne kadar uzun süre kalırsa vücuda o kadar çok virüs verebiliyor. Virüsün fazlalığı, cinsi etkileyebiliyor. Kişinin bağışıklığı burada önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

