blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Kasım, 2025 20:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Samsun-Amasya sınırındaki ’toprak’ krizi: “Topraklarımızdan asla vazgeçmeyiz”

Amasya Vilayet Yönetim Kurulu’nun, Samsun’un Ladik ilçesindeki 3 mahalleyi kapsayan 500 dönümlük alanın Suluova ilçesine bağlanması istikametindeki talebi, iki kent ortasında krize yol açtı. Ladik Belediye Başkanı Adnan Topal, karara sert reaksiyon göstererek, "Topraklarımızdan asla vazgeçmeyiz" dedi.
Büyükşehir Belediye Meclisi Kasım ayı 3. birleşimi, Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk idaresinde gerçekleştirildi. Toplantıda, "İlimiz Ladik ilçesi (Akyar, Saray, Tüfekçidere Mahalleleri) ile Amasya ili Suluova ilçesi (Derebaşalan ve Soku Köyleri) ortasında, bilhassa mera vasıflı yerlerin kullanımı ve tescili kaynaklı uzun müddettir devam eden bir hudut uyuşmazlığı ile ilgili olarak uyuşmazlığın tahlili hedefiyle tarafımıza gelen İl İdare Kurulu kararı hakkında Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi’nin mütalaası" başlıklı teklif de ele alındı. Meclise sunulan teklifte, şehirlerarası sonların 9 Şubat 1945’te belirlendiği formuyla korunması gerektiği belirtilerek İçişleri Bakanlığı’na "toprak alınmaması" tarafında görüş bildirilmesi karara bağlandı.

"Bu talebin izahı mümkün değil"
İhlas Haber Ajansı’na(İHA) konuşan Ladik Belediye Başkanı Adnan Topal, Amasya’nın talebini kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Şehirlerarası hudutların mevcut haliyle kalmasının gerçek olacağını tabir eden Adnan Topal, "Samsun ve Amasya ortasındaki sonlar 9 Şubat 1945 tarihinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından belirlenmiş. Daha sonraki süreçte Amasya Vilayet Özel Yönetimi bir rapor düzenleyerek bizim 3 mahallemizi kapsayan yaklaşık 500 dönümlük bir bölgeyi kendi sonları içerisine, Amasya bölgesine almak istiyor. Bunun izahı mümkün değil, kabul edilebilir bir durum değil. Topraklarımız bize lazım, niçin verelim? Bu sonlar daha evvelden belirlenmiş. Biz, Ladik ilçesi olarak buna katiyen karşıyız. Ne yapılması gerekiyorsa da yapacağız. Hususun takipçisiyiz. Mecliste görüşülen teklifte biz meclis üyelerinden yalnızca bir görüş istendi. Burası karar mercii yeri değil. Kararı İçişleri Bakanlığı verecek. Bizler meclis olarak kararımızı ‘olumsuz’ olarak bildirdik. Çalışmalarımız devam edecek. AK Parti Vilayet Başkanlığımızla yahut Ankara’daki temaslarımız ile bu mevzuyu tekrar gündeme getireceğiz. Topraklarımızdan asla vazgeçmiyoruz. Toprağımız bizimdir, sonlarımız muhakkaktır. Devletler ve ülkeler ortasında toprak gayreti olurken artık vilayetler ortasındaki bu gayretin de yersiz ve vakitsiz olduğunu düşünüyorum. Yalnızca Ladik olarak değil, Samsun’un bütününde 17 ilçe olarak hududun bozulmasını asla kabul etmiyoruz. Samsun-Amasya sonu 9 Şubat 1945 yılında nasıl çizildiyse o formda kalsın istiyoruz" sözlerini kullandı.
Toplantıda toplam 41 gündem hususu görüşülerek karara bağlandı ve Kasım ayı meclis toplantıları tamamlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.