AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, seçim sonuçlarına ilişkin Cumhur İttifakı’na vurgu yaptı.
Şahin, yaptığı açıklamada, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçiminde kendilerine verilen destek için hemşehrilerine ve elde edilen başarıda emeği olanlara teşekkür etti.
Hizmet noktasına ne söz verdilerse bir bir yerine getirileceğini belirten Şahin, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bizi aradı. Karabüklülere selamlarını iletti. Karabük’te gerçekleştirdiğimiz başarı nedeniyle mutlu olduğunu ifade etti. Bu bize bir mesuliyette yükledi. Çok çalışacağız, çalışırken istişare halinde olacağız. Şehirlerimizin tüm dinamikleriyle bir arada olmak suretiyle, insan ayırt etmeden, siyasi görüşlerine bakmadan tüm halkımızla istişare ederek faaliyet yürüteceğiz.” diye konuştu.
“Sel gider kumu kalır”
Karabük’te taş üstüne taş koyan geçmiş dönem bütün belediye başkanlarında teşekkür eden Şahin, şöyle devam etti; “Seçim kampanyamız süresince ‘sel gider kumu kalır’ dedik. Biz kampanyamız süresince ‘kimseyi kırmayacağız, kimseye cevap vermeyeceğiz, bize taş atana biz gül atacağız’ dedik. Ve bu minvalde stratejimizi oluşturduk, kampanyamızı oluşturduk. Bizim bir Cumhur İttifakımız var. Cumhur İttifakı’na bağlı olmak suretiyle ve bu ittifakı tahkim etmek üzere olan bir stratejiyle yol yürüyeceğimizi açıkça ifade etmek istiyorum. Cumhur İttifakı Türkiye’nin çimentosudur, kurtuluş reçetesidir. Bu bakış açısına sahip olduğumuz için kampanyamız süresince ilimizde ve ilçelerimizde de bu stratejiye bağlı olarak hareket ettik. Söylemlerimizi de buna uygun oluşturmaya çalıştık. Ve bundan sonraki süreçte de aynen böyle olacak. Bu seçim sürecinde siyasi partilerin de adayları vardı. Onlar da emek sarf ettiler. Onlar da bizim hemşehrilerimiz. O nedenle ‘sel gider kumu kalır’ dedik. Seçim bitti. Ve seçimden evvelki her şey geride kaldı. Ve bundan sonra beyaz bir sayfa açıyoruz.”
Önlerinde ki 5 yılın Karabük için bir hizmet serüveni olacağını aktaran Şahin, “Beş yıl içerisinde Karabük’ün neye ihtiyacı varsa Özkan başkanımızla beraber bunu burada gerçekleştirmeye ve hayata geçirmeye çalışacağız.” İfadelerini kullandı.


Şahin, “Cumhur ittifakına bağlı yol yürüyeceğimizi ifade etmek istiyorum”
MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !
Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29
ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ
İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.
GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.
Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:
– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.
– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.
– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.
– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.
– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.
– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.
– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.
– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.
– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.
– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.
Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.
Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.
İlyas Erbay


