KARABÜK- Karabük Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk Sağlık Bilimler Festivali Sağlıkfest’te, obezite standı öğrencilerin ve ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü.
Sağlıkfest’te, bir yandan Türkiye’nin sağlık alanında daha da güçlü konuma yükselmesine katkı sağlayan projeler üretilirken öte yandan öğrenciler tarafından açılan stantlarda ziyaretçilerin ilgisine çekecek çeşitli uygulamalar katılımcıların ilgisine sunuldu. Bu stantların birin de de obezite ile mücadele konusuna özel bir vurgu yapıldı. Stant görevlileri, obezitenin tanımı, ortaya çıkaracağı sağlık sorunları hakkında bilgilendirme yaparak vatandaşları ve öğrencileri obeziteye karşı uyardı.
Vatandaşlar evde obezite olup olmadıklarını kolaylıkla öğreniyorlar
Obezite, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor. Vatandaşlar basit bir formülle obezite olup olmadıklarını öğrenebiliyor. Boyunuzu ikiyle çarptıktan sonra kilonuz çıkan sonuç ile bölününce çıkan sonuç vücut kitle endeksi verilerini ortaya çıkarıyor. Bu verilere göre çıkan sonuç; 18.5 altında ise zayıf, 18.5-24,9 arasında ise normal, 25- 29,9 arasında ise fazla kilolu, 30 ve üzeri ise obez kabul ediliyor. Ayrıca, obezite testi ‘Herkes İçin Spor Federasyonu (HİS) sayfasından da hesaplanabiliyor. Stant görevlileri, obezite tanısı alan veya kilosundan memnun olmayan bireylere, evde diyet uygulamak yerine bir diyetisyenle çalışmayı öneriyor. Stant görevlileri tarafından sıklıkla dile getirilen “Yağ asla kasa dönüşmez” ifadesi, öğrencilerin dikkatini çeken önemli bir mesaj oldu. Obezitenin yol açabileceği ciddi sağlık sorunları arasında kalp krizi, Tip 2 Diyabet, uyku apnesi, depresyon ve bazı kanser türleri gibi hastalıklar yer alıyor.
Obeziteden korunmak için yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, fastfood ürünlerin sık tüketiminin obezite riskini artırdığı belirtildi. Stantta, obezite önyargısı hakkında da bilgilendirmelerde bulunuldu. Obezite önyargısı, kilolu bireylere karşı olumsuz tutum ve davranışları içerirken, bu durum eğitim-iş hayatında ve sosyal ilişkilerde ayrımcılığa sebep olarak bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Önyargının sonuçları arasında depresyon, anksiyete, düşük özsaygı ve bozulmuş beden algısı gibi sorunlar yer alıyor. (Hediye Ünver, Busenur Köse, Bahadır Gegez, Oktay Demir, Semanur Sarısandal)


Sağlıkfest’te Obezite Farkındalık Standı Kuruldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

