Safranbolu Turizm İşletmeciler Derneği, tarihi ilçede İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatına sahip konaklama tesislerinin ‘Basit Konaklama Tesis İşletme Belgesi’ almak için 28 Temmuz 2022 tarihine kadar başvuru yapması gerektiğini duyurdu.
SAFTİD tarafından yapılan açıklamada, “28.01.2021 tarihinde yürürlüğe giren 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun geçici madde 11 hükmü ile ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatına sahip konaklama tesislerinde ‘Basit Konaklama Tesis İşletme Belgesi’ alma zorunluluğu getirildi. 28 Temmuz 2022 tarihi belgeye başvuruda son gün. Üyelerine uzun süredir gerekli bilgilendirme ve danışmanlık desteğinde bulunan SAFTİD yönetimi Safranbolu’daki tüm tesislere bu konuda bir hatırlatma yapıyor. Belgeyi almak oldukça basit. Ancak 28 Temmuz 2022 tarihine kadar başvuru yapılmaması durumunda tarihli ilgili herhangi bir uzatma yapılamayacağı daha önce açıklanmıştı. Otel, pansiyon, apart gibi işletmeler gerekli başvuruyu süresi içinde yapmazlarsa ruhsatları iptal edilecek. Basit Konaklama İşletme Belgesi İl Kültür Turizm Müdürlükleri tarafından düzenlenecek. Kanunun çıktığı 28.07.2021 tarihinden sonra ruhsat almış konaklama tesisleri için başvuru yolu ve şartlar daha farklı. Bu doğrultuda işletmeler için belge doğrudan bakanlıkça düzenleniyor. Başvurular ise e-devlet aracılığıyla yapılıyor. Başvuran tesisler niteliklerine uygun belgelendiriliyor. Belgelendirme işlemlerinin turizmde konaklama envanter oluşturulmasına ve yapılacak denetimlerin bakanlık nezdinde yürütülmesi ile hizmette standart getirilmesine katkı sağlayacağı ifade ediliyor” denildi. (Halil Kızılyer)


SAFTİD’den Duyuru
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


