Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
20 Kasım, 2021 07:20 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’yu 10 ayda 412 bin 848 turist ziyaret etti

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve “en iyi korunan 20 kent” arasında bulunan  Safranbolu ilçesini 2021 yılının 10 ayında 412 bin 848 turist ziyaret etti.
Osmanlı mimarisi, şehir hayatı ve kültürünü yansıtması dolayısıyla “Osmanlı’nın parmak izi” olarak nitelendirilen Safranbolu, kademeli normalleşme kapsamında başlatılan turizm sezonunda yeniden yerli ve yabancı turistlerin vazgeçilmezi oldu. Osmanlı döneminden kalma han, hamam, konak, çeşme, cami ve köprüleriyle açık hava müzesini andıran ilçeyi 10 ayda 395 bin 805’i yerli, Almanya, Çin, ABD, İtalya, İspanya, Polonya, Irak, Kuveyt ve Ürdün gibi ülkelerden de 17 bin 43’ü yabancı olmak üzere 412 bin 848 kişi ziyaret etti. Zamanda yolculuk yapmak isteyen vatandaşların tercihi olan ilçede artan turist sayısı, uzun esnafı da sevindirdi.

“Beklediğimizin üzerinde misafir ağırladık diyebiliriz”
Safranbolu Turizm İşletmeciler Derneği Başkan Yardımcısı Erdinç Sezer İHA muhabirine yaptığı açıklamada pandemi süreci içerisinde gerçekleşen kapanmalarda en çok etkilenen sektörlerden birinin turizm olduğunu belirterek, “Turizm paydaşlarının çok zor geçirdiği bir 2020 senesi herkesin malumudur fakat 2021 yılı Ramazan Bayramında kapanma yaşamış olmamıza rağmen daha sonrasında kontrollü turizm sebebiyle oldukça yoğun bir dönem geçirdik diyebilirim. Kurban Bayramı oldukça bizleri memnun eden bir süreçti. Onun akabinde yaz aylarında da, 29 Ekim’de 3 günlük tatil olması sebebiyle de ve son olarak da ara sömestr tatili sebebiyle Safranbolu’da beklediğimizin üzerinde turizm potansiyeli oldu. 2021 yılındaki turizmden Safranbolu’da oldukça memnunuz. Beklediğimizin üzerinde misafir ağırladık diyebiliriz” diye konuştu.
Safranbolu Turizm İşletmeciler Derneği’nin çalışmalarına oldukça faal bir şekilde devam ettiğini ifade eden Sezer, şunları söyledi: “Fransa ve Kanada pazarından misafirler ağırlamak üzere burada bir info gezisi düzenledik. Özellikle trekking yapacak firmalarla görüşmelerimiz oldu. Safranbolu – Eflani yolu arasındaki Katır Yolu, Bulak Mağarası üzerindeki patikalarda turistlerin gelip gezdiklerinde çok önemli bir parkurlar olduğunu söylediler. Bu bizi çok mutlu etti. Bu bahsettiğim ülkeler bizim burada hiç ağırlamadığımız turistler. Başarılı olduğumuz her projenin ardından bir yenisini daha yapmak için kendimizde güç buluyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin