Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Eylül, 2018 14:17 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’nun 50 yıllık geleneği kayıt altına alınıyor

Karabük’te İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından haberi yapılan 50 yıl önceki düğünlerde uygulanan örf ve adetler devlet arşivlerinde yerini alıyor.
Yaklaşık bir ay önce İHA tarafından haberi yapılan, Safranbolu ilçesine bağlı Yazıköy’de evlenme çağına gelen gençlerin, 50 yıl önce düğünlerde uygulanan gelenek ve görenekleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arşivlerinde yerini alıyor. Köyün gençleri annelerinden ve büyüklerinden duydukları gelenek ve görenek için dernek kurarak bu gelenekleri yeniden canlandırmak için harekete geçtiklerini duyurduğumuz haberde kadınların ferace giyip peçe taktıkları düğünlerde, çocuklar en arkada gelini cibinlik içinde taşıyorlar. Yaklaşık 50 yıl sonra yeniden canlandırılan eski gelenekte köyün kadınları gelin için kına merasimi düzenlenip ilahiler söylenirken, ardından davetliler ile beraber özel tutulan hamama gidiyorlar. Gelin hamamdan çıktıktan sonra evine girerken kayınvalidesini 3 defa havaya kaldırıp merdivenlerden su dökerek çıkıyor.
“GELENEK DEVLET TARAFINDAN KAYIT ALTINDA OLACAK”
Yazıköy Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Karakaş düğünlerde yapılan gelenek ve göreneklerin 50 yıllık unutulmuş bir etkinlik olmakla beraber tekrar canlandırmaya karar verdiklerini belirterek, “Eskiden Yazıköy’de 7-8 gün süren bir düğün çok güzel bir düğünmüş. At yarışları ile uğurlanan bir düğün. Keşkekten yapılan yemekler var, gelin kınası var, gelin hamamı var. Üç dört defa geline kına yakıyorlar. Biz bugün onu canlandırmaya karar verdik. Ferace, ipek mahrama ve cibinlik kullanılıyor. Ferace önde giden anlamındadır. İpek Mahramamız ve cibinlik orijinaldir. Amacımız eski adetleri gelenekleri yaşatmak. Şuanda devlet arşivlerinden, bizden bu çekimi arşivlerde saklamak için yapmamızı istediler. İnsanları toplamak ve organizasyon yapmak çok zor. Bir ay önce yapmıştık ama onda bayanları kendi başına bıraktık. Ama bu etkinlik çok daha detaylı yapıldı” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin