Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Haziran, 2022 12:42 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da Kadınlar Yoga’da Buluştu

Kuzey yarım kürede en uzun gün olarak kabul edilen ve Birleşmiş Milletler tarafından Dünya yoga günü olarak belirlenen 21 Haziran tarihinde ellerine matlarını alan 26 kadın Safranbolu Leyla Dizdar Kültür Merkezinin bahçesinde yer alan çimlerin üzerinde yoga eğitmeni Perihan Balun öncülüğünde yoga yaptı. Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse de eline matını alarak geldi ve kadınlarla birlikte yoga yaptı.

Başkan Köse, “Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların güçlüğündeki stresli durumdan bir nebze kadınlarımızı uzaklaştırmak istedik” dedi.

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse yaptığı açıklamada şunları söyledi, “Yoga biliyorsunuz nefese dayalı hem zihinsel hem de fiziksel rahatlamayı sağlayan, psikolojik olarak rahatlatan bir meditasyon yöntemi. Biz hanım evinde hocamızla birlikte spor etkinliklerini haftanın 3 günü yapıyoruz. Bugün de Dünya yoga günü, 21 Haziran 2014 yılından beri yoga günü ilan edilmiş ve Dünya’da kutlanan bir gün. Biz de spor etkinliklerimizi bugün Leyla Dizdar Kültür merkezinin bahçesine taşıdık. Hanımlarımızla yoga yapıyoruz ki şu içinde bulunduğumuz, Dünya’nın içinde bulunduğu olumsuz koşullarda aslında spor zaten en başta fiziksel etkilerini zaten biliyoruz ama zihinsel olarak da pisikoljik olarak da insanlara iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış. Çok da ihtiyacımız var bugünlerde. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların güçlüğündeki stresli durumdan bir nebze kadınlarımızı uzaklaştırmak istedik. Dünya yoga günü kutlu olsun.”

Başkan Elif Köse, Yoga Eğitmeni Perihan Balun’a verdiği katkılardan dolayı teşekkür belgesi verdi. (Halil Kızılyer)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin