Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

 Safranbolu’da “Eğitimde Yapay Zeka ve İnovasyon” Toplantısı

Safranbolu Yayın: 29.09.2021 10:56
 Safranbolu’da “Eğitimde Yapay Zeka ve İnovasyon” Toplantısı

Safranbolu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilçedeki okullarda görev yapan bilişim teknolojileri öğretmenleri ile “Eğitimde Yapay Zeka ve İnovasyon” Toplantısı düzenlendi.
Yapay zeka, milli teknoloji hamlesi TEKNOFEST ve benzeri konuların ele alındığı toplantıda İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, artık teknolojinin ve dijital hareketliliğin dahil olmadığı alanın kalmadığını söyledi.
Akıllı evler, telefonlar, tahtalar, arabalar gibi akıllı cihazlarla bu hareketliliğin hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline geldiğini aktaran Gümüş, “Yaşantımızın hemem hemen her anında kullandığımız bu teknolojilerin, eğitim alanında da yaygın bir şekilde kullanılmasının önemli bir gelişme sağlayabileceği düşünülmektedir. Eğitim sistemi genel olarak ele alındığında öğrenci, öğretmen, bir öğretim müfredatı ve eğitim alanı olmak üzere dört temel bileşen üzerine kurulmuştur. Bu bileşenlerin birbiri ile olan ilişkilerinin kalitesi eğitimin niteliğini artırmaktadır” dedi.
“Yapay zeka geleceğin meslekleri arasında yer aldı”
Yapay zeka teknolojileri çoğunlukla farkında olunmasa da günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade eden Gümüş, “Farklı cihaz ve uygulamalar aracılığıyla bu teknolojiler her platformda hizmet vermektedir. Yapay zeka ile ilişkili meslekler geleceğin meslekleri arasında yerini almıştır. Yapay zeka uygulamalarının öğrencilerin kendi kapasite ve öğrenme hızlarına göre öğrenme imkanı sağlıyor olması, bu uygulamaların en pozitif etkisi olarak kabul edilmektedir. Bizlerde Ulusal Yapay Zeka Stratejisi 2021-2025 ve ‘Dijital Türkiye’ vizyonu ve ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ ile uyumlu olarak planlamalar yaparak geleceğe emin adımlarla yürüyen gençler yetiştireceğiz” diye konuştu.
“Bu minvalde yaptığımız eğitimler, planlamalar ve oluşturulan altyapılardan güzel neticeler alacak olmamız bizleri mutlu etmektedir” diyen Gümüş, şunları kaydetti:
“Öğrencilerimiz için yapay zeka kodlama ve benzeri eğitimlerinin amacı; öğrencilerimizi yapay zeka ile tanıştırmak ve blok programlama araçlarını kullanarak görüntü, ses ve metin işleme ile ilgili yapay zeka projelerinin kodlamasını öğretmektir. Bu sayede öğrenciler, eğlenceli bir şekilde kodlama ile ilgili temel kavramları öğrenirken, yapay zeka ile ilgili somut örnekleri de görme fırsatı yakalayacaklardır. Aynı zamanda, öğrencilere yapay zeka konusunda bir farkındalık kazandırılması ve gelecek kariyer planlamaları için yeni bir kapı açılması planlanmaktadır.”

Paylaş:

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Manşet Yayın: 26.05.2024 14:00
VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Ekonomi bir bilim dalıdır. Ekonominin değişmez gerçekleri vardır.
Mesela;
▪︎ Faizlerin artırılması ile piyasada talep azalır. Bu sayede harcama eğilimi de azalmaya başlar.

▪︎ Faiz ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz düşerse enflasyon artar yani enflasyon artarsa düşürmek için faizi artırmak gerekir.

▪︎ 2002 yılından bu yana, TL’ nin değerlenmesinin arkasında “yüksek faiz düşük kur” sarmalı yatmaktadır. Türkiye’de, ülke riskinin yüksek olması, kaynaklarından daha fazlasını kullanması nedeniyle faizler dünya standartlarının çok üzerinde. Bu durumda da iş dünyası ve yatırımcılar kredi kullanamıyor. Kısır döngü de işte burada başlıyor.

Ekonomi; “bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme, üretileni bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü” şeklinde tanımlanıyor.
Yaşayabilmek için üretme ve bölüşme ! Görüldüğü gibi ekonominin temelinde üretim var. Ayrıca, ülkenin varlığını sürdürebilmesi için üretilenin adaletle ve hakkaniyetle bölüşülmesi gerekiyor.
Peki, günümüz Türkiyesinde yeteri kadar üretiyor muyuz?
Ürettiğimizi hakça bölüşüyor muyuz? Başka bir deyişle, gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş miyiz?
Bu sorulara evet diyebilir misiniz?

Ekonomimizin en istikrarlı yılları 1923 den1950 ye kadar olan dönemdir. Türk Lirasının da dünya ekonomisinde en değerli olduğu 27 yıl bu döneme denk geliyor.
Bu döneme baktığımızda, devlet destekli, üretime dayalı müthiş bir kalkınma hamlesi görüyoruz.
Bu ivme Atatürk’ün vefatından sonraki 12 yıl daha devam etti.

1950 den 1990 a kadar olan dönemde;
▪︎50 li yıllarda ABD ile yapılan ve elimizi kolumuzu bağlayan anlaşmalar, tarımımıza, eğitim sistemimize müdahaleler. Antikominist hedefleri olan Marshall yardımları.
▪︎ 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle maruz kaldığımız ağır ambargolar.
▪︎ 1980 askeri müdahalesi ve cunta yönetimi dönemi.
Bu 40 yıl da böyle heba oldu.

Sonrasında, 1990 – 2002 yıllarında yaşanan ekonomik bunalımların temel sebebi ise, siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumudur. Bu dönemde Türkiye’de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükûmet kuruldu ve bu hükûmetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında gerçekleşti.

Ülkenin enerjisini ve kaynaklarını terörle mücadeleye harcamasını da unutmayalım.
1984 yılından buyana terörle mücadele ediyoruz.

2002 den sonra tek parti iktidarı ile bir siyasi istikrar sağlandı. Terörle mücadelede de başarı sağlandı diyebiliriz. Peki buna rağmen neden ekonomik istikrar sağlanamadı? Bu sorunun o kadar çok yanıtı var ki, hangi birini yazayım.

Uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmek yerine;
▪︎ Faizlerle oynayarak,
▪︎ Yüzyılın buluşu diye kur korumalı mevduat ismi altında ucube sistemlerden medet umarak,
▪︎ Vergileri artırarak, yeni vergiler icat ederek
▪︎ Karşılıksız para basarak bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil.

Haberlere bakıyorum. Enflasyonda tek haneye düşecek mişiz. İhracatta tarihi rekorlar kırmışız!
Neye göre rekor? İhracatımız ithalatımızın önüne mi geçti? Cari fazla mı vermeye başladık?
İhracat rakamlarını verirken neden ithalat rakamlarını da vermiyorsunuz?
Ekonomide çuvallıyoruz ama algı yönetiminde maşallahımız var.

Gerçek şu ki, yeteri kadar üretmiyoruz ve üretmediğimiz için yoksullaşıyoruz. Bu gerçekleri görüp, topyekün bir üretim seferberliğini çoktan başlatmalıydık.

Athenanın o meşhur şarkısı geliyor aklıma;
Vurduk en dibe
Söyle şimdi nereye?
Yol almalısın
Ufak ufak yerine
Sıyrıl da gel buraya
Sıyrıl da gel buraya
Dön baba
Dön baba dönelim
Dön baba
Dön baba dönelim…