UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Karabük'ün Safranbolu ilçesi refüj ve ana arterlere dikilen horoz ibiği, kadife ve begonya çiçekleriyle renklendi.
Safranbolu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, ürettiği yazlık çiçekleri ilçenin belirli noktalarına dikmeye başladı. Mevsimlik çiçek olan çok sayıda horoz ibiği, kadife ve begonya çiçekleri tarihi ilçeyi renklendirdi.
Çiçek dikimlerinin devam edeceğini belirten Belediye Başkanı Elif Köse, “Safranbolumuzda yaz mevsimi kendini hissettirmeye başladı. Biz de ürettiğimiz yazlık çiçekleri dikmeye başlayarak, bunu görselliğe yansıttık” dedi.
Bir yılda serada 130 bin çiçek ürettiklerini aktaran Köse, “Bu şekilde hem tasarruf ettik hem de satış yaparak bütçemize katkı sağladık. Safranbolu’muza diktiğimiz çiçekler de kendi üretimimiz” ifadelerini kullandı. (İHA)
Yönetim modeli çeşitlemelerine baktığımızda, iki model dikkat çekiyor. "Nesne OdaklI Yönetim" ve "İnsan Odaklı Yönetim". 90'lı yıllardan sonra, dünyada etkisini iyice hissettiren; vahşi kapitalizm ve kıyasıya rekabet şirketleri ister istemez nesne odaklı yönetim anlayışına zorlamıştı. Bugün, küresel ölçekteki şirketlerin tepe yönetimlerine baktığınızda çoğunlukla nesne odaklı yöneticiler görürsünüz.
Nesne odaklı yöneticiler; dünyayı objeler gözlüğü ile algılarlar ve değerlendirirler. Dikkatleri, üretim prosesleri, projeler, malzemeler, kâr ve zarar üzerinedir. Geçmişte, başarılı lider profilinde görmeye alışık olduğumuz; yüksek duygusal zeka nesne odaklı yöneticilerde pek aranmaz. Pandemi sonrası; tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar ve belirsizliklerin de etkisiyle aklı başında şirketler yönetim modellerini gözden geçirme kararı aldılar. Bir kısmı yavaş yavaş eski yönetim anlayışına, yani insan odaklı yönetim modeline dönmeye başladılar.
İnsan odaklı yönetim anlayışında başarı; insanların hayatlarına dokunma biçimi ile tanımlanır. İnsan odaklı yönetim modelinde; Kişisel gelişimi teşvik eden, sürdürülebilir bir iş modeli ile şekillendirilen güçlü ve net bir vizyon ön plandadır. Bu yönetim modeli güvene dayanır. Her çalışanın en iyi taraflarını ortaya çıkarmaya odaklanır. Ekiplerin ve çalışanların anlamlı birer rolleri olması sağlanır. Gurur duygusunu pekiştirir. Ekipleri ve çalışanları daha iyisi için zorlar. Herkesi “gerçek başarıyı” bulmaları için özgür bırakır. Olumlu ve içgörülü iletişim çalışanları ve ekipleri işlerini yaparken güçlü kılar. Tüm çalışanlarda şirketini sahiplenme ve aidiyet duygusu en üst seviyededir.
Kurumsal yapıdaki, büyük firmalarda; insan odaklı yöneticilerle çalışanlar mutlu ve huzurludur. Bu tür firmalar "Kişisel Gelişim Eğitimleri"ne büyük kaynaklar ayırırlar. Çalışanların kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunarlar. Nesne odaklı yönetim anlayışıyla bir yere kadar! Bu yönetim anlayışının; şirketlere kan kaybettirdiğini düşünüyorum. Tabi tek neden bu değil. rekabet, küresel dengeler, daralan pazar, tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar gibi başka nedenlerde var.
Gözlemleyebildiğim kadarıyla, artık tüm dünyada; nesne odaklı yönetim anlayışı, yerini insan odaklı yönetim anlayışına terkediyor. Dünyanın en başarılı, en büyük şirketlerinin yöneticilerine baktığımızda da bunu net olarak görüyoruz. Pandemiden ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik krizden daha az etkilenen hatta güçlenerek çıkan şirketlere bakınız! İnsan odaklı yönetim anlayışının benimsendiğini göreceksiniz.
YAPAY ZEKA
Tanrı vergisi olan insan zekası, genetik miras yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Eğitim ve deneyimlerden öğrenerek geliştirilebilir. Yapay zekanın ise bu şekilde geliştirilmesi bugün için mümkün görünmüyor. İnsan zekası, sezgi, yaratıcılık, empati, refleksler ve duygusal doğal bilişsel yeteneklere dayanır; yani tamamen doğaldır. Bilgisayarların doğal olanı taklit etmesi veya doğru bir şekilde kopyalaması zordur.
Yapay zeka insan eseridir. İnsan zekası ise tanrısaldır. Bu gerçekten hareketle; merkezine insanı almadığınız hiç bir işte başarıyı kolay kolay yakalayamazsınız!