Safranbolu’da yılın ilk kar yağışının ardından tarihi evler beyaza büründü. Yabancı turistler bu güzelliği ölümsüzleştirmek için bol bol hatıra fotoğrafı çekti.
Dünya Miras Şehirleri Listesinde 21 yıldır yerini koruyan Osmanlı ahşap mimarisinin en güzel örneklerinin bulunduğu Safranbolu’ya yılın ilk karı düştü. Sabaha karşı başlayan ve sabah saatlerinde şiddetini arttıran kar yağışı sonrası Osmanlının Parmak İzi Safranbolu’daki yıllardır dimdik ayakta duran tarihi evler beyaza büründü. Bu muhteşem güzelliği turistler Hıdırlık Tepesi’nden Safranbolu’nun tarihi çarşı kesimini ve tarihi evlerin bol bol fotoğraflarını çekerek ölümsüzleştirdi.
Safranbolu’nun her mevsim ayrı bir güzellikte olduğunu, kış aylarının da bu güzelliğin ayrıca yaşandığını belirten Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, “ İçerisinde çok sayıda kültür varlığını barındıran, Korumanın Başkenti Unvanına sahip, açık hava müzesi niteliğindeki Safranbolu, tarihi ve doğal güzellikleriyle ülkemizin kültür anlamında önemli mihenk taşlarından birisi konumunda bulunuyor. Her mevsim ayrı bir görsel güzellik sergileyen Osmanlı mimari mirasının en somut örneklerini yansıtan Safranbolu, yoğun kar yağışı muhteşem bir görseli de beraberinde getirdi. Ben yerli yabancı herkesi bu güzelliği görmeye davet ediyorum” dedi.
Aksoy, “Kar yağışı nedeni ile buzlanma, yol kapanması gibi koşullara hazır olduklarını, ekiplerin 7/24 görevlerinin başında olduklarını ifade ederken, vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun günlük hayatın idamesi için belediyemiz görevinin başında” şeklinde konuştu.


Safranbolu Kar Beyaz
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


