Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Eylül, 2023 10:35 tarihinde yayınlandı
0

Rusya’dan Amasra’ya gelen turist sayısı 13 ayda 16 bini aştı

2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararname ile deniz hudut kapısı ilan edilen Amasra Limanı’ndan ülkeye giren Rus turist sayısı 13 ayda 16 bin kişiyi aştı. Rusya Ukrayna Savaşı’ndan 6 ay sonra başlayan süreçte Rus kafilesini taşıyan 23. yolcu gemisi limana demirledi.
Doğası, denizi, kültürü ve tarihi güzellikleri barındıran Bartın’ın Amasra ilçesine gerçekleştirilen turizm yolculuğunda 23. Rus yolcu gemisi Amasra Limanı’na demirledi. Bölgeye gelen son gemide bulunan 795 Rus turist ve 423 personel, sonbaharın ilk kafilesi oldu. Rusya Ukrayna Savaşı’ndan 6 ay sonra başlayan ve 13 aydır deva eden süreçte bölgeye gelen Rus turist sayısı 16 bini aştı.
Gelen Rus kafilesindeki turistler, Türkiye’yi çok sevdiklerini ve tekrar geleceklerini belirtirken yıl sonuna kadar devam edecek seferlerde yaklaşık 7 bin Rus turistin daha gelmesi bekleniyor.
Son kafileyi Amasra Kaymakamı Kadir Perçi, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ve daire amirleri karşıladı. Rus kafilesinin bölgenin ve ilçe turizmine büyük katkı verdiğini belirten Başkan Çakır, ”Bu ay bir sefer daha var. Eylül’de 5 sefer daha olacak. Hem bölgemize hem Amasra ilçemize katkısı oluyor. Ocak 15’ine kadar seferler devam edecek. Her seferinde ortalama 700 yolcu ile geliyor. Bazen 900, bazen 600 yolcu oluyor. Kent ekonomisine ciddi katkısı var. Bir bölümü plajlarımıza gidiyor. bir bölümü şehir merkezimi turluyor” dedi
2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararname ile deniz hudut kapısı ilan edilen Amasra Limanı’na 866 yolcu ve 300 personeli taşıyan ilk gemi 1 Ağustos 2022 tarihinde gelmiş, yaklaşık 13 aydır süren seferlerde yaklaşık 15 bin 500 turist kafilesi bölgeye giriş yapmıştı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin