karabuk
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 13:08
İkindi 16:11
Akşam 18:43
Yatsı 20:02
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
rizeye yapilacak 1 milyon metrekup kapasiteli icme suyu projesi mahkemelik oldu OCa7IRkc jpg
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Ağustos, 2024 16:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Rize’ye yapılacak 1 milyon metreküp kapasiteli içme suyu projesi mahkemelik oldu

Rize Belediyesi ve Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapılacak olan içme suyu gölet projesine verilen ’Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir’ kararına karşı köylüler hukuki sürecin başlaması için başvuruda bulundu.
Türkiye’de yağmurun başkenti olarak adlandırılan Rize’de, belediye ve DSİ tarafından 50 yıllık içme suyu sorunun ortadan kaldırmak üzere Çağrankaya bölgesinde yapılacak 1 milyon metreküp kapasiteli içme suyu gölet projesini hayata geçirdi. Çalışmalara başlanan alana ’ÇED gerekli değildir’ kararı verilince köylüler alanda heyelan riskinin bulunduğuna yönelik hukuk mücadelesi vermeye yönelik karar aldı. Köy sakinlerinden Kazım Delal, Nazım Delal, Yusuf Esir ve Dumru Esir, Rize İdare Mahkemesi’ne giderek ’ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için şikayetçi oldu. Açılan dava ile ilgili Rize İdare Mahkemesi, mahallede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. Keşif için Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden (KTÜ) 9 kişilik bilim kurulu heyeti toplanarak söz konusu vadide keşif ve incelemelerde bulundu. Bilim heyeti 60 gün içerisinde hazırlayacağı raporu Rize İdare Mahkemesi’ne sunacak.

“120 sene önce bu dağlar heyelan sonucu buraya indi”
Yapılan gölet projesinin heyelan bölgesinde olduğunu ve bir heyelanda Rize’nin tehlike altına gireceğini söyleyen Kazım Delal, “Buraya bir tane kırma eleme santrali, 2 tane taş ocağı 1 milyon metreküp büyüklüğünde de bir gölet yapacağım denildi. Burası en az 7 sene sürecek. Burası aynı zamanda göl mıntıkası hem de heyelan mıntıkasıdır. 100 yıl önce buranın ismi göldür. 120 sene önce bu dağlar heyelan sonucu buraya indi. Bu dağlar yine hazırlık halinde bekliyor. Keşifte çok geç kalındı fakat bugünkü keşfin bir özelliği var. Bu tarihi bir keşif oldu. Her keşfe 5 tane bilir kişi geliyordu. Fakat bu keşifte 9 tane bilirkişi geldi. Allah’ın izniyle ben çok ümitliyim. Bilirkişili mahkemenin bunu inşallah bertaraf edeceğine inanıyorum. Bu 1 milyon metreküp su eğer bir patlak verirse Rize’yi tehlike altına alacak” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
26 Şubat, 2026 13:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ERKEN SEÇİMİN İLK SİNYALLERİ !

Seçim ekonomisi, ülkeyi yönetenlerin seçimlerde yeniden iktidara gelebilmek için; ekonominin araçlarını iktidar uğruna kullanması ve yönlendirmesi olarak kendini gösterir.

Nedir bunlar?

  • Çalışan kesimin maaş zamları,
  • Emekli maaşlarının artırılması
  • Asgari ücretin yükseltilmesi
  • Sosyal yardımların artırılması * Tarımsal destekler
  • Vergi oranlarının düşürülmesi * Vergi cezalarının affedilmesi * Vergi ödemelerinin ertelenmesi gibi toplumda memnuniyet yaratan faaliyetlerdir.
    Kredi genişlemesini teşvik edici uygulamalar, para arzının artırılması gibi uygulamaları da para politikasının seçim ekonomisinin emrine girdiğinin kanıtını oluşturan gelişmeler olarak sınıflandırabiliriz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI GÖREVDEN AFFINI İSTERSE BİLİNKİ 6 AY SONRA SEÇİM VAR !

Ülkeyi yönetenler iktidarı garanti görmedikçe erken seçim kararı almaz. Seçim ekonomisi yöntemi oyları artırmanın en önemli yolu olarak görülür. Seçim ekonomisi öncesi Hazine ve Maliye Bakanı değişir. Erken seçimin en önemli göstergesi budur. Seçim ekonomisine yeni gelen bakanla geçilir.

Seçim ekonomisi dünyanın her yerinde az ya da çok uygulanan bir yaklaşımdır.
Bu tür uygulamalar demokrasinin geliştiği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin arttığı ekonomilerde düşük düzeyde kalırken, demokrasinin fazla gelişmediği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin azaldığı ekonomilerde daha çok görülür.

SEÇİM EKONOMİSİNİN İLK SİNYALLERİ GELMEYE BAŞLADI

İktidarın yoksulluğu bitirmek yerine yoksulluğu yönetmeyi tercih eden bir stareteji izlediğini biliyoruz. Bunu Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcamaları için ayırdığı kaynaklara baktığımızda da görebiliyoruz.
Burada farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu, yardımlarla yaşamını idame ettiren büyük bir kitleyi oy potansiyeli olarak gören gayri ahlakı bir yaklaşımdır.
Bu iktidar giderse yardımlar kesilir korkusunu hakim kılmaktır.

Son 3 yılda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Yoksullukla mücadele için ayırdığı kaynağa ve 2027 yılı için ayıracağı kaynağa baktığımızda 2026 son baharında yada en geç 2027 yılının ilk yarısında sandık geliyor diyebiliriz.
2024 yılında 299.8 milyar, 2025 yılında 378.7 milyar, 2026 yılı için 469 milyar TL. kaynak ayrılırken, 2027 yılı için çok büyük bir kaynak planlandığı görülüyor. 2026 yılına göre 2027 yılı için; yüzde 78 lik bir artışla 838.3 milyar TL kaynak yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar için planlanmış.

Önceki yıllarda, yüzde 26, yüzde 24 gibi artışlar yapılırken bu artışın 2027 yılı için neredeyse ikiye katlanması erken seçimin önemli bir sinyalidir.

Tarıma ayrılan kaynakta da önemli artış var.
2026 yılı için tarıma yaklaşık 888,2 milyar lira kaynak ayrılması öngörüldü. Bütçeden tarımsal destek programları için ayrılan tutar da 135 milyar liradan, 168 milyar liraya yükseldi. Gelecek yıl için ise yatırım ödenekleri 190 milyar lira olarak öngörüldü.

SEÇİMİ KAZANMANIN YOLU, EMEKLİLERİN GÖNLÜNÜ ALMAKTAN GEÇİYOR

Emeklilerin içinde bulunduğu vahim durumun iktidarda elbetteki farkında. Fakat inatla emeklileri rahatlatacak en küçük bir adım atılmadı.
Seçime kısa bir süre kala emeklilerin gönlünü almak için kesenin ağzı açılacak. Bu kesin diyebiliriz.
SGK ya, en düşük emekli aylığının 40 bin TL ye çıkarılması için "çalışın" talimatı verildiği yönünde bir takım söylentiler var.
Kesenin ağzı önümüzdeki Temmuz ayında açılırsa bilin ki Seçim 2026 Ekim ayında. Bu memnuniyet verici artış 2027 Ocak ayına kalırsa, ki, buna ihtimal vermiyorum. Çünkü emeklilerin o zamana kadar dayanacak takati yok.

Seçim kazanmak uğruna uygulanan Seçim ekonomisi politikasından sonrasını yazmaya gerek var mı? İktidara kim gelirse gelsin,
her zaman olduğu gibi maaş zamları yine cebe girmeden, zamlarla, yüksek vergilerle geri alınacak.

Ülkenin bu kısır döngüden kurtulabileceğine hiç umudum yok.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.