Valiler Kararnamesi ile Rize Valiliğine atanan İhsan Selim Baydaş, Rize Valiliği’nde merasim ile karşılandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Rize Valisi olarak atanan İhsan Selim Baydaş, valilik binası önünde merasim ile karşılandı. Baydaş’ı Vali Vekili Gülhani Ozan Sarı, vali yardımcıları, kaymakamlar ve kamu kurumu yöneticilerinin yanı sıra STK ve siyasi parti temsilcileri karşıladı. Misyonu devreden Vali Vekili Gülhani Ozan Sarı, Vali Baydaş’a çiçek taktim etti. Rize Valiliği Hatıra Defteri’ni imzalayan Baydaş sonrasında yaptığı açıklamada, 9 yıl evvel Rize’nin Güneysu ilçesinde kaymakam olarak vazife yaptığını hatırlatarak kentin muhtaçlıklarını, imkan ve kabiliyetlerini bildiğinin altını çizdi.
Şehre adapte olma mühleti üzere bir vaktin olmadığını kaydeden Vali Baydaş “Şehre bir yönetici geldiğinde hele de bir vali atandığında kenti tanıması, sıkıntılarına vakıf olması imkân ve kapasiteyi görmesi açısından biraz vakit geçmesi beklenir. Benim bu türlü bir mehlimin olmadığının farkındayım. Kenti tanıyan, muhtaçlıklarını bilen imkân ve kabiliyetlerinin farkında olan bir yönetimci olarak hızla, hiç durmaksızın işe koyulacağımızın bilinmesini isterim” dedi.
Şehrin her probleminin kendi sorunu olduğunun altını çizen Baydaş konuşmasının devamında “Çalıştıkça göreceksiniz ki, eğitime dair her problem ana gündemimiz olacak, kültür ve turizm alanındaki faaliyetlere özel ilgi gösterecek, üretim, istihdam ve ziraî faaliyetlerin geliştirilmesine bilhassa çay ve çay tarımına dair her sıkıntıya zihin yoracak ve emek vereceğiz. 5 yıl çalıştığım Gençlik ve Spor Bakan Yardımcılığımdan ve hemşehrimiz, mevcut Bakanımız Osman Aşkın Bak’tan alacağımız güç, takviye ve heyecanla; gençlik ve spor odaklı bir idare anlayışı sergileyeceğiz. Kentimizin gururu Rizesporumuz başta olmak üzere her spor faaliyeti ve her spor branşı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitemiz ve tüm eğitim ve gençlik faaliyetleri ilgi alanımızda ve himayemizde olacaktır. Hülasa kentin her sıkıntısı sıkıntımız, değerli hemşehrilerimin her talebi gündemimiz olacaktır” tabirlerini kullandı.


Rize’nin yeni valisi İhsan Selim Baydaş vazifesine başladı
MİLLİ İRADE, SİYASETE UZAK…
DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Türk siyaseti son çeyrek yılda milli irade politikasına sahne oldu…
21. asırla birlikte başlayan milli iradenin siyaset üzerindeki etkisi, her geçen gün azalan bir seyir izledi…
Her alanda Milli İradeyi ağzından düşürmeyen iktidar, son dönemde, kendini iktidara getiren milli iradeyi de görmemeye başladı…
Sosyo-ekonominin tüm verilerini işleyen, değerlendiren ve yayımlayan İstatistik Kurumu’nun verileri, ulusal ve uluslararası sistem tarafından dünya sosyo-ekonomisine entegre edilmekte…
Bu verilerin güvenirliği konusunda, ulusal ve uluslararası sosyo-ekonomi çevresinde tam mutabakat konusunda farklı görüşler ortaya çıkmakta…
Türkiye ekonomisinin rakamsal olarak büyümesi sağlayan İstatistik Kurumunun bu rakamları, gerçekleşen ve çeşitli kuruluşlarca açıklanan ve halka yansıyan rakamsal değerler karşısında, üretici-tüketici ve toplum ekonomisini yansıtmaktan oldukça uzak…
Geçmişten günümüze, ülke siyasetinde her dönem ülkeye ve topluma farklı sistemler dayatılmış, siyasetin bu uygulama ve düzenlemeleri, halka yeterli fayda sağlayamamış…
Yine geçmişten günümüze, milli iradenin iktidara getirdiği siyasi sistemler, politikalarını ülkenin ve toplumun refah ve huzur içerisinden yaşamasını sağlamak yerine, önceliği siyasi hükümetlerinin icraatlarını, iktidar sürelerini uzatmak yönünde kullandıkları görülmekte…
Küresel sistemin, faize dayalı finansal sisteminden, Türkiye ekonomisin uzak tutmaya çalışan iktidar ve ekonomi yönetimi, uluslararası ekonomik ve finansal baskıyla, sosyo-ekonomik krizlerin çözümü olarak, uluslararası finansal sistemlerden destek almak zorunda kaldı…
Uluslararası ekonomik sistem ve faiz lobisi, finans sistemlerine ekonomiyi teslim eden iktidar ve ekonomi yönetimi, finansal sorunu çözerken, sistemin acı reçeteleri, iktidara nefes alma imkânı verdi…
Uluslararası finans sisteminin sağladığı finansın, ekonomiye entegresiyle piyasalar, enflasyon ve faiz sarmalıyla sınırları aşarak, üretici-tüketici ve toplumun gelir dağılımından aldığı pay küçülmeye başladı…
Seçim dönemlerinde, ekonomiyi çıkmaza sokacak kararlarla canı yanan toplumun, ekonomiden aldığı refah payı her geçen gün düşüş eğilimi izlemeye davam ediyor…
Cumhuriyet tarihinde, milli iradenin büyük teveccühüyle iktidara getirdiği siyaset ve politikalar, aynı teveccühle milli iradeye, halka, topluma ve ekonomiye, ülkeye maalesef hizmet olarak dönemedi…
Dünya’da, sınırlar ve komşu ülkelerde yaşanan savaşların, kırılgan ekonomiyle bu savaşlara karşı sınırları korumanın zorluğu ortada…
Halka yönelik politikalar yerine, uluslararası finans sistemlerine faiz desteğiyle katkıda bulunan iktidarlardan umudunu kesen milli irade, politika ve siyaseten her geçen gün uzaklaşmakta…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…


