Rize’nin bir çok noktasına son 24 saatte 75 kg ve üstü yağış düşerken, en fazla yağış 161 kg ile İkizdere ilçesi Çağrankaya Yaylası’na düştü.
Rize Vilayet Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nden alınan bilgiye nazaran, Rize’nin bir çok noktasına son 24 saatte 75 kg ve üstü yağış düşerken, en fazla yağış 161 kg ile İkizdere ilçesi Çağrankaya Yaylası’na düştü. Akabinde en fazla yağış sırasıyla Güneysu-Handüzü Yaylası 132.9 kg ve Andon 127 kg olarak kayıtlara geçti.
Rize’de yağışlar nedeniyle taşan dereler ve heyelanlar sonrasında ise Ardeşen ilçesi Deremezra köyünde 4 kişilik bir aile araçlarını sel sularına kapılmak üzereyken araçlarını terk ederek bir konuta sığınarak kurtuldu. Yine
ilçenin Tunca Beldesi Orta Mahallede içerisinde 5 kişinin bulunduğu bir aracın yolda biriken sudan ötürü ilerleyemeyerek bir tesise sığınarak kuruldu.
DSİ tarafından verilen bilgiye nazaran, Fındıklı ilçesindeki derelerin kritik düzeye ulaştığı kaydedildi. Derenin taşma riskine karşı 15 aile önlem gayeli meskenlerinden tahliye edilirken, Fındıklı öğretmenevi ve yakınlarının
yanına yerleştirildi.
Çamlıhemşin ilçesi Ayder Yaylası yolu üzerinde 2 bungalov sele kapılırken, işletmede kimsenin olmadığı öğrenildi.
Öte yandan Meteorolojiden alınan bilgiye nazaran yağışların akşam 18:00’e kadar devam edeceği bildirildi.
AFAD, 112 Acil Sıhhat, Karayolları, DSİ, İtfaiye, Jandarma, Emniyet, Özel Yönetim, Belediyeler ve STK gruplarından 269 işçi ve 80 aracın Rize’de sel bölgesinde misyon yaptığı kaydedildi.


Rize’nin bir çok noktasına son 24 saatte 75 kg ve üstü yağış düştü
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

