Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Ekim, 2024 08:45 tarihinde yayınlandı
0

Rize’de heyelan riski nedeniyle bir ev tahliye edildi, yaşlı hasta sedye ile taşındı

Rize’de heyelan riski nedeniyle 5 kişilik ailenin yaşadığı ev ekipler tarafından tahliye edilirken, evdeki yaşlı hasta sedye ile taşındı.

Rize’de günlerdir süren şiddetli sağanak yağışlar hayatı olumsuz etiketlemeye devam devam ediyor. Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Hoşdere köyünde heyelan riski gerekçesiyle 1 ev tedbir amaçlı tahliye edildi. Konutta ikamet eden, aralarında yaşlı ve yürümekte zorluk çeken bir kişinin de bulunduğu 5 kişilik aile, AFAD koordinasyonunda Jandarma, JAK ve AKUT ekiplerince hızlı ve güvenli bir şekilde evden çıkartıldı.

Rize Valiliği: “Toplamda 16 ev tahliye edildi”

Rize Valiliğinden yapılan açıklamada, il genelinde toplamda 16 evin tahliye edildiği belirtilerek, “Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün uyarısına istinaden il genelinde tüm önlemler alınmış, Rize AFAD, koordinasyonunda Rize İl Jandarma Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü, İl Özel İdare, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Karayolları ekiplerimiz teyakkuzda beklemektedir. Son 24 saat içerisinde ilimiz genelinde bazı bölgelerde metrekareye 100 mm üzeri yağmur yağmış olup yağışlar belli rakımlar üzerinde kar yağışı olarak görülmüştür. İlimiz genelinde can kaybı yaşanmamış olup, riskli olarak değerlendirilen 16 konut tahliye edilmiştir. Meydana gelen tüm afetlerle ilgili hasar tespit çalışmaları başlatılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Riskli bölgelerden uzak durun uyarısı

Rize’de metre kareye 100 kilogramın üzerinde yağmur düştüğü ifade edilerek vatandaşların riskli bölgelerden uzak durması gerektiği hatırlatıldığı açıklamada, “Riskli bölgelerden uzak durun. Eğimli ve yumuşak zeminli bölgelerde toprak kayması riski artmıştır. Bu tür bölgelerde ikamet eden vatandaşlarımızın güvenli alanlara geçmeleri önemlidir. Toprak kayması ve yüksek kesimlerde çığ riski bulunan güzergahlarda ulaşım kısıtlamaları olabilir. Alternatif yolları kullanmanız ve yetkililerin duyurularını takip etmeniz gerekmektedir. Herhangi bir acil durumda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni kullanabilirsiniz. Meteoroloji ve AFAD tarafından yapılacak duyuruları düzenli olarak takip ediniz. Yüksek kesimlerde kar yağışı ve tipi riskine karşı da tedbirli olunması ve yetkililerin uyarılarına uyulması önemlidir” ifadelerine yer verildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay