Rize’de 2 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin ise ağır yaralı olduğu derede boğulma olayında gözaltına alınan şahıs, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ardeşen ilçesinde Diyanet’e bağlı Tulunoğlu Dursun Efendi Bölge Yatılı Erkek Kur’an Kursu’nda kalan 6 öğrenci serinlemek amaçlı girilmesi yasak olan Fırtına Deresi’ne girdi. Fırtına Deresi Kano ve Rafting Parkuru’nun üst kısmında bulunan yapay göle giren gençler bir anda akıntıya kapıldı. 6 gençten M.S.Ö. (18) ve T.S. (16) kendi imkanları ile akıntıdan kurtularak dereden çıktı. V.E. (17), Y.G. (18), Muhammet Koç (17) ve Şifa Elğay (17) için Fırtına Deresi’nde arama başlatıldı. Yapılan aramalarda V.E. ve Y.G. yaralı olarak dereden çıkartılırken Muhammet Koç ve Şifa Elğay’ın cansız bedenine ulaşıldı. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan V.E.’nin ve Rize Devlet Hastanesi’nde olan Y.G.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Olayın hemen ardından Kur’an kursunun sorumlu hocası Abdülhamit Yıldırtan gözaltına alındı. Bugün öğle saatlerinde Pazar Adliyesi’ne sevk edilen Yıldırtan, ’taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma’ suçundan tutuklanarak Kalkandere L Tipi Cezaevine gönderildi.
Konu ile ilgili açıklama yapan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, çocukların serinlemek amaçlı girilmesi yasak olan Fırtına Deresi’ne girdiğinin altını çizerek, karların erimesinden ötürü derelerin debilerinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Vali Baydaş, “Maalesef dün Diyanet kursunda öğrenim gören gençlerimiz serinlemek amacıyla Fırtına Deresi’ne girmeyi tercih ettiler. Fırtına Deresi’nin en coşkun olduğu dönemdeyiz. Gençlerimiz akıntıya kapılıp ilerleyince etrafta bulunanlar ve başlarında bulunan öğretmen olmak üzere kurtarmak için dereye atlıyorlar. Hoca da derenin akıntısına kapılıyor. İlk etapta 4 öğrencimiz akıntıya kapıldı. Toplam 6 kişiydiler. İlk çıkarılan 2 kişiden birinin durumu kritik. Diğerinin tedavisi devam ediyor. Maalesef iki kardeşimizi de kaybettik. Cenazeleri de ailelerine teslim edildi. Öğrencilerin başındaki görevli, savcılık tarafından başlatılan adli çalışma neticesinde gözaltına alınmıştı. Savcılığımızın başlattığı adli süreç neticesinde öğrencilerin başında olan görevli bugün itibarıyla tutuklanmış durumdadır. Tutuklanan kişi öğrencilerin başında olan kişidir” şeklinde konuştu.


Rize’de boğulma vakasında tutuklama
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

