Rize’de boğulma vakasında tutuklama - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2024 04:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Rize’de boğulma vakasında tutuklama

Rize’de 2 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin ise ağır yaralı olduğu derede boğulma olayında gözaltına alınan şahıs, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ardeşen ilçesinde Diyanet’e bağlı Tulunoğlu Dursun Efendi Bölge Yatılı Erkek Kur’an Kursu’nda kalan 6 öğrenci serinlemek amaçlı girilmesi yasak olan Fırtına Deresi’ne girdi. Fırtına Deresi Kano ve Rafting Parkuru’nun üst kısmında bulunan yapay göle giren gençler bir anda akıntıya kapıldı. 6 gençten M.S.Ö. (18) ve T.S. (16) kendi imkanları ile akıntıdan kurtularak dereden çıktı. V.E. (17), Y.G. (18), Muhammet Koç (17) ve Şifa Elğay (17) için Fırtına Deresi’nde arama başlatıldı. Yapılan aramalarda V.E. ve Y.G. yaralı olarak dereden çıkartılırken Muhammet Koç ve Şifa Elğay’ın cansız bedenine ulaşıldı. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan V.E.’nin ve Rize Devlet Hastanesi’nde olan Y.G.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Olayın hemen ardından Kur’an kursunun sorumlu hocası Abdülhamit Yıldırtan gözaltına alındı. Bugün öğle saatlerinde Pazar Adliyesi’ne sevk edilen Yıldırtan, ’taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma’ suçundan tutuklanarak Kalkandere L Tipi Cezaevine gönderildi.

Konu ile ilgili açıklama yapan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, çocukların serinlemek amaçlı girilmesi yasak olan Fırtına Deresi’ne girdiğinin altını çizerek, karların erimesinden ötürü derelerin debilerinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Vali Baydaş, “Maalesef dün Diyanet kursunda öğrenim gören gençlerimiz serinlemek amacıyla Fırtına Deresi’ne girmeyi tercih ettiler. Fırtına Deresi’nin en coşkun olduğu dönemdeyiz. Gençlerimiz akıntıya kapılıp ilerleyince etrafta bulunanlar ve başlarında bulunan öğretmen olmak üzere kurtarmak için dereye atlıyorlar. Hoca da derenin akıntısına kapılıyor. İlk etapta 4 öğrencimiz akıntıya kapıldı. Toplam 6 kişiydiler. İlk çıkarılan 2 kişiden birinin durumu kritik. Diğerinin tedavisi devam ediyor. Maalesef iki kardeşimizi de kaybettik. Cenazeleri de ailelerine teslim edildi. Öğrencilerin başındaki görevli, savcılık tarafından başlatılan adli çalışma neticesinde gözaltına alınmıştı. Savcılığımızın başlattığı adli süreç neticesinde öğrencilerin başında olan görevli bugün itibarıyla tutuklanmış durumdadır. Tutuklanan kişi öğrencilerin başında olan kişidir” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…