Karabük Postası tarafından
26 Ekim, 2019 09:57 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Restore edilen Gayza Köyü Camii yeniden ibadete açıldı

Safranbolu İncekaya (Gayza) Köyünde bulunan ve 1958 yılında yapılarak ibadete açılan İncekaya Köyü Camii ve müştemilatı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından kılınan ilk Cuma Namazı ile yeniden ibadete açıldı. Restore edilen İncekaya Köyü Camiin de kılınan Cuma Namazının ardından düzenlenen açılış törenine; Vali Fuat Gürel, Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu Kaymakamı Dr. Fatih Ürkmezer, İl Emniyet Müdürü Sırrı Tuğ, İl Jandarma Komutanı Ali Sefa Yılmaz, İl Genel Meclis Başkanı Hasan Yıldırım, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Uzun, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Köy ve Mahalle Muhtarları, İş Adamları Kamil Güleç ve Şefik Dizdar, köy sakinleri ve davetliler katıldı. Resmi süreçlerin bitmek üzere olduğunu ve İncekaya Köyünün adının Gayza Köyü olarak değiştirileceğini ifade ederek sözlerine başlayan Vali Fuat Gürel konuşmasının devamında; “Bu güzel camii görmek ve ibadet etmek bana ayrı bir haz verdi. Bizim ecdadımız ahşap ve taşı beraber kullanmışlar. Yabancılarda mermeri görüyoruz ama mermerde bu kadar sıcaklık yok. Ahşap ve taş bizim kültürümüzün bir parçası ve bütün eserlerimizde o sıcaklığı görüyoruz. Cami içerisinde ibadet ederken müthiş bir huşu veriyor insana, yapanlardan Allah razı olsun.  Sayın Bakanımız başta olmak üzere emeği geçen tüm Gayzalı hemşerilerime teşekkür ediyorum. Vakıflar Genel  Müdürlüğü kendi uhdesindeki tüm yapıları restore etmeye gayret gösteriyor. İlimizde de birçok eseri restore etti ve de restore etmeye devam ediyor. Bundan sonra ki süreçte de böyle önemli eserleri çocuklarımıza bırakabilmek adına ne gerekiyorsa devletimiz ve milletimiz adına sağlayacağız. Ecdadımızdan bizlere kalan kültür alt yapısının bir örneğini de burada görüyoruz. Safranbolu’da, Bulak köyünde, Yazıköyde, Yörük Köy’de görüyoruz ve etrafımızdaki diğer köylerde görüyoruz. Aslında kültür başkenti diyebileceğimiz bir bölge içerisinde bulunuyoruz. Atalarımız, ecdadımız bize çok güzel eserler bırakmışlar. Buraya 1 Milyon turist geliyor. Bizim yaptıklarımızı değil ecdadımızın yaptıklarını görmek için geliyor. Bizim üstümüze düşende bu eserleri koruyarak geleceğe taşımak. Bu eseri de devletimiz ve milletimiz koruyarak geleceğe hazırlamış,  ben huzurlarınızda tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin