Reklam
Reklam
rektor uzun basin mensuplariyla iftarda bir araya geldi Ygi4CYLL jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Nisan, 2024 16:24 tarihinde yayınlandı
0

Rektör Uzun, basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun Bartın, Karabük ve Zonguldak ilinde görev yapan yerel ve ulusal medya temsilcileriyle iftar sofrasında buluştu.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kutlubey Yerleşkesinde basın mensuplarının katılımıyla ’’Geleneksel İftar Buluşmaları’’ programı düzenlendi. Programa BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun’un yanı sıra rektör yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran ve Prof. Dr. Sevim Çelik, Genel Sekreter Prof. Dr. Selçuk Gümüş ile Bartın, Karabük, Zonguldak il ve ilçelerinde görev yapan basın mensupları yoğun katılım gösterdi. İftar programında bir konuşma yapan Rektör Uzun, BARÜ’nün vizyon projeleri ve yürütülen bilimsel çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Rektör Uzun, BARÜ’nün ulusal ve uluslararası başarılarından bahsederek, “Henüz genç bir Üniversite olmamıza rağmen tüm bileşenlerimizle ‘Üreten Üniversite’ vizyonuyla ses getiren çalışmalara imza atıyoruz. Akademik insan kaynağımızın başarılarıyla dünyanın saygın sıralama kuruluşlarında önemli dereceler elde ederken öğrencilerimizin başarılarıyla da en çok proje üreten yükseköğretim kurumları arasında yer alarak gücümüze güç katıyoruz” dedi.

Elde edilen kazanımların artırılarak geleceğe taşınmasının önemine değinen Rektör Uzun, “Bartın Üniversitesi olarak her geçen gün büyüyor, gelişiyor ve kazanımlarımızın üstüne yenilerini ekleyerek yarınlara kararlı adımlarla yürümeye devam ediyoruz. Bu başarılara güç birliği yaptığımız paydaşlarımızla ulaşıyoruz. Bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonrada uyumlu bir şekilde hep beraber Bartın iline ve bölgemize değer katarak yarınlara taşıyacağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay