“Yatakta Çıkarttığın Sesleri Çıkarma” diyen Yardımcı Doçentin ders vermesi engellendi
Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, derste yapmakta zorlandığı montajı başarınca, “Yaptım” diye sevinen kız öğrenciye, “Yatakta çıkarttığın sesleri burada çıkartamazsın, burası sınıf ortamı” dediği iddia edilen Yrd. Doç. Dr. E.L.’nin ders vermesinin engellendiğini söyledi.
Edinilen bilgiye göre olay, geçen 2 Aralık’ta KBÜ Teknoloji Fakültesi Endüstriyel Tasarım Mühendisliği Bölümü’nde ‘solidworks video eğitimi’ dersinde meydana geldi. 2. sınıf öğrencisi İ.K., iddiaya göre montaj konusu işlenirken, yapmakta zorlandığı bir videonun montajını 20 dakikalık bir uğraştan sonra başarınca, “Yaptım” diye sevindi.
Yrd. Doç. Dr. E.L. de öğrencisine dönerek, “Yatakta çıkarttığın sesleri burada çıkartamazsın, burası sınıf ortamı” diyerek tepki gösterdi. İ.K. ile birlikte 8 kız öğrencinin tepkisi üzerine E.L. dersi bitirdi. Bunun üzerine İ.K. ve 8 kız arkadaşı dekanlığa şikayeti üzerine Yrd. Doç. Dr. E.L. hakkında soruşturma başlatıldı.
Kız öğrenciler, Facebook’taki KBÜ Öğrenci Kollektifleri sayfasında olayı anlatarak, “Üniversitelerimizde tacize, tecavüze, kadın düşmanlığına ve bunu besleyen zihniyetlere geçit vermeyeceğiz. Biz üniversiteli kadınlar olarak tekrar uyarıyoruz. Üniversitelerimizde tacizci, tecavüzcü, cinsiyetçi, kadın düşmanı ve erk zihniyeti besleyenleri teşhir etmekten geri durmayacağız ve bu sürecin peşini bırakmayacağız” dediler.
Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Yrd. Doç. Dr. E.L. hakkında öğrencilerin iddiası üzerine soruşturmanın sürdüğünü belirterek, “Geçen hafta olayı öğrenir öğrenmez soruşturma açtık. Bugün itibariyle ders vermesi engellendi. Öğrencilerle karşı karşıya getirmek istemiyoruz. Bu tür işlere asla prim vermeyiz. Kim yapmış olursa olsun. İnsanları herhangi bir şeyde hemen itham etmemek lazım. O yüzden adil bir soruşturma yapmak istiyoruz. İftira da olabilir. Soruşturmanın sonucunu beklemek lazım” dedi.


Rektör Polat: “İftira da olabilir. Soruşturmanın sonucunu beklemek lazım”
Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.
Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı
Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.
Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.
17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş
Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.
Zanlılar Bafra Adliyesi’nde
Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.
Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.


